7 Aralık 2009 Pazartesi

nergis zamanı

Sabah işe gelirken baktım ki köşedeki çingene kız, doluşturmuş saksıya nergisleri, bütün sokak mis gibi kokuyor... Her yıl beklerim nergislerin çıkmasını.... En sevdiğim, en temiz kokulusudur çiçeklerin benim için...

Dupduru görünür; canlı ama saf, renkli ama sade... Kokusu hem çok şatafatlıdır hem de bir o kadar doğaldır... Nergis mevsimi geldimi, şansım dönmüş demektir... Yeni bir başlangıç, huzur demektir... Dertler bitmiş demektir, bir süreliğine... Çocukluğumu hatırlatır bana, bir de çok güzel bir kızla, dünyanın en masum, erkek çocuğunu hatırlatır... Çocukluğumun en iyi arkadaşları gelir aklıma... İçim sızlar, sonra sıcacık olur tekrardan... İlk aldığım demeti kendim için, ikincisini onlar için alırım... Buketi tutar tutmaz, ilk çocukluğum için koklarım... Kocaman bir nefes çekerim içime...

Dünyanın en komik dörtlüsüydük biraradayken... Hem çok eğlenirdik, hem çok tepinirdirdik beraberken... Karanlık saklambacı, en favori oyunumuzdu... En çok onu oynardık evdeyken... Tüm ışıklar kapatılır, hakiki karanlık... Ebe oldun mu birkez, bul bulabilirsen saklananları da kurtul ebelikten mümkünse...:))))Bir keresinde 2 saat ebe kaldığımı hatırlıyorum... 6 yaşındaydım daha, sinirlerim bozuldu en sonunda, eziklikten ağlamaya başladım... Annemler dahil herkes gülmekten bayıldı benim halime...:)))) Birtek abim gülmedi, aksine çok acaip sinirlendi ağlıyorum diye... "Mızmızlanma, her oyunda ağlıyosun böle, rezil ediyosun beni!" dedi... Susmuşum... Çocukken çok önemliydi onun gözüne girmek ne pahasına olursa olsun...:))) Sonra her zaman ki gibi Berk koştu yardımıma... Ondan sonra ki tur, bilerek ebelendi de, bende bir iki kez saklanabildim:))))

Bige, Onur'dan 1 yaş büyük, Onur da benle badim Berk'ten 2yaş büyük... Bende Berk'ten 20 gün büyüğüm... Biz çok iyi arkadaştık, hatta yapışıktık... Bigeyle Onur da çok iyi arkadaştı ama aralarında inanılmaz bir rekabet vardı... Bu rekabeti de bizim üstümüzden savaştırırlardı... Benle Berk'in... Yani; küçük kardeşlerin...

Üllöz, minicik, kupkuru bir çocuktum ben...:))) Berk'te pehlivan gibiydi....:))) yani; kodumu oturtur kıvamında...:))) İkimizde çok munis çocuklardık... Ama büyükler.... Tabir yerindeyse ikisi de birbirinden fırlamaydı... Nasıl doğdu bu oyun, yaratıcısı kimdi hiç bir zaman dile dökülmedi ama "kardeş çarpıştırmaca" en popüler ikinci oyunumuzdu!!! Her ne kadar benim olmasa da...:((
Oyun şu şekilde oynanıyor; 2 büyük kardeş, küçük kardeşlerle yüzyüze dönük durur ve tırnakları birbirlerinin avuçlarının içine geçecek şekilde elele tutuşur.... Küçük kardeş, geriye doğru büyük kardeş tarafından savrulur ve allah ne verdiyse tüm gücüyle aynı hareketi yapan diğer büyük kardeşin küçük kardeşine, çarpılır.... Bu çarpışmalar, küçük kardeşlerden birisi ağlayıncaya kadar devam eder... "Dur, yapma, yeter!" ile bitmez yani... Ağlayan küçük kardeş ve büyüğü kaybeder... Oyun karşı takımın galibiyetiyle son bulur... Yani; kimin canı daha çok yanar, "yandım anam, yetti gayrı!" diye cayar ve ağlamaya başlarsa kaybetti....Takım olduğumuza göre büyük kardeşte kaybeder tabii... Canımın yandığı yetmezmiş gibi, bir de ağlıyorum diye deli abim tarafından sözlü olarak tartaklanırdım...:)) Şimdiii; tüm çocukluğumuz boyunca, benim ağlamam ile sonuçlanan bu oyunla ilgili kendimi aklamak istiyorum... Beni hem öküz gücü olan abim, savurup çarpıyor, hem de yine gücü kuvveti yerinde başka bir erkek çocuğuna çarpılıyorum...!!!:))) Baştan sona siklet adaletsizliği, mızmızlıkla alakası yok, ayrıca gerçekten kanımın son damlasına kadar savaşırdım ben:)))

Oyun bitimlerinde "nası da yendik" diye, Bige Onur'u iyice kudurtur, Berk'te yanıma gelir beni teselli ederdi: "aalama yassor..:(( ....bi daaa oynamayalım bu oyunu, ben senin canını yakmayı hiç istemiyorum....:((( " Canım benim, ne kadar özlüyorum çocukluğumuzu, paylaştığımız herşeyi... Her seferinde çaresiz yine oynardık, sadist oyun; kardeş çarpıştırmacayı.... Büyük kardeşlerin karşı konulmaz üstünlüğü!!!

Anne-babalara ispiyonlamak söz konusu değil... O zaman gruptan süresiz ihraca mahkum edilirsin ki, dayanılmaz bir acıdır bu bir çocuk için... Annemler bu oyunu duyduklarında artık hepimiz kocamandık... Ne kadar gülmüştük o gün hep beraber, ma aaile...

Yine soğuk ama güneşli bir kış günüydü... Kahvaltı etmiştik hep beraber asmanın altında... Bahçedeydik, masada nergisler... Yine nergis zamanıydı... Her yanı mis gibi nergis kokusu almıştı....


the y.a.s.e.