31 Mart 2010 Çarşamba

ilişememeler

....Başlığı okuyup hemen içindeki "memeler" kısmını söküp alma okuyucu.. Ciddi ol biraz ya! Meme konuşmiyacağız.. Kadın erkek bugünkü menü:))) Bir değişiklik yaptım, kadın kısmını da dahil ettim senaryoya.. Ama illa takıldıysan memeye, sen tut aklında, fazla sırıtmaz.. Uyum sağlar bir yerlerden... En uygun muhabbete ekleyiverirsin sırası geldiğinde:))) (Demokratik, okuyucusunun ufkunu hep daha da açan bir yazarım... hakikat bu..:))

İnsanoğlu fecaat bir hastalığın pençesinde can çekişiyor.. Nedir o? "İlişkiler." İlişkilerin tek amacı var benim aklımda "ilişmek." Her anlamda karşındakine ilişmek.. Hemen pisleşme ama yaa, doğru anla mevzuyu! Ciddiyetini takın bir nebze! Mental, duygusal, fiziksel her anlamda ilişebildin mi birisine; romantik bir ilişkiniz var demektir.. İnsanların en çözümsüz, en büyük derdi bu günlerde; bi türlü ilişe-me-mek.. Kadın-erkek herkes, hassas bu konuda... İlişkisi olanlar dahil... Onlarlar da içten içe "ulan ortam ..ok, biz de sakata gelir miyiz?" diye dertleniyorlar... Ki haklı bir serzeniş.. Etkilenirsin okuyucu... Yol çamurluysa sana da sıçrayabilir..

Daha önce de birçok kez söylemiştim.. Görmekten en rahatsızlık duyduğum manzara kadınların hep kadın-kadına takılmaları. (Sorup duruyordun... Niye o kadar fazla erkek arkadaşım var anladın mı şimdi? Benimkisi doğanın dengesini sağlamak:) Erkek arkadaş deyince, yanlış anlayan sazan okuyucular olabilir, sevgili olan değil, ötekisi) Erkeklerin de sadece erkek topluluğu şeklinde kümelenmesi pek estetik değil kabul edersin ki.. İki fotoğrafta "abazayız biz" çerçevesinde duruyor... Bence hiç bir farkı yok. Kadınlar biz abazayız demez tabii.. Zaten bu kadın zarafetine uyan bir tanımlama değil.. Kadınlar, "aradığımı bulamıyorum" der. Erkekler de tüm danalıklarıyla; "abazayız, siftahımız yok" falan diye anlatırlar.. Sakin ol parlama hemen! İkisi de normal.. :)))) Kadınların zarif olması da, erkeklerin dana olması da... Yani sanmayın yine "feminik" damarım pörtledi.. Ne demiş büyük üstad; "Ne kadar dana, o kadar erkek!". Amaaa suyunu çıkartmıyacaksın tabii.. Makul oranlarda "dana" olursan eğer, bu söylediğim bir artıdır...

Konumuzdan dağılmayalım biz. Kabul edeceksin ki normal kadın erkeksiz, normal erkek kadınsız yapamaz.. İlişeceksin her bakımdan, sevişeceksin ki kimse bir ömür kız-kıza, erkek erkeğe yayılmasın otlağa, kimse sağa sola saldırmasın, ona buna bağırmasın, şunu bunu vurmasın... Benim zaten en anlayamadığım; herkes bu kadar toplum baskısından, kurallardan falan bahsederken sevişmek nasıl hala hem çok zor, hemde çok kolay birşey... Herkesin fast food bir tarzı oldu. Fast fuck! Yapabilen yapamayan. Kadın erkek. Farketmez. Hepsi var bu senaryoda. 29 yaşında bir kadın olarak ben bilemedim biz ilerledik mi geriledek mi bu mevzularda.. Ama kadın erkek birbirimizden acaip uzaklaşıyoruz, tek mühim mesele bu! Adamlar sürekli motor karılardan (erkek ağzıyla yazıyorum, alıntıdır çünkü), kadınlar ise; dana, ayı, skorer adamlardan şikayetlenirken, niye bu düğüm açılmıyor bir türlü, bunu bilemedim. Yoksa herkesin işine mi geliyor bir şekilde söleyin bakayım? Bende boşu boşuna hislenmeyeyim... İlişmek işi; emek ister, zaman ister, yürek ister... Kolay değil yani...  Açıkça söyle; "ben uğraşamam" diye bilelim bizde, maymun olmayalım burda.. :))) Mesala bu Recep İvedik var ya.. Bu adam bile kadınların suçuymuş bakın.. Geçen günlerde bir terapistin aşk seminerine gittim. (Kendini hep yenileyen, bilimsel olarakta kendini geliştirmeye hevesli bir yazarım bak, öyle işkembeden yazmıyorum yani:))) O söyledi. "Kadınlar, erkeklere olan saygılarını o kadar yitirdiler ve o kadar erkekleştiler ki; Recep İvedik denen yaratığı yarattılar. Erkeklerin kadınlardan ödü patlıyor" dedi. Şimdi ben buna peki diyim hadi, gönlün olsun ama... Sende cevap ver o zaman.. Erkekler de niye kadınlardan bu kadar geri kaldı. Evrimleşemediler bir türlü!.. Hem biz niye erkeklerin iğrendiği bir karaktere dönüşmedik? Yani mesala; Motor Necla, Kaşar Gonca, Orospu Dilber diye kahramlanlar niye yok? (Hala aklındaysa o kelimeyi müsait bir yerlere bırak caanım okuyucu! Burda biryerde olur o.. Meme'yi diyorum:))) Bütün ülke bu kadınlara da güler belki, nerden biliyorsun? Bir çek önce filmi, sonra konuşalım... İzeleyelim bakalım erkeklerin  devamlı ağzına s..., üzen, aldatan, parasını yiyen, herkese boncuk dağıtan, cümle aleme beş paralık eden, bunu da espri konusu yapıp diğer kadın arkadaşlarıyla bu zavallıların haline totosuyla gülen, taş gibi, anasının gözü bir kadın karakter yapınca ne oluyor? Daha bir tane kadın sana veriyor mu (kalbini)? Adamlar korktu bunu anladıkta, toparlanacaklarına daha da sıyırdılar. Birisi de bunların üstünden eğleniyor...:))) Biz değiliz ama eğlenen, onu peşinen söyleyeyim.. Biz eğlenmek zorunda kalan grubuz... Napalım kaçınılmazsa, zevk almaya bakacaksın... O hesap:)))) Yazıp, çiziyoruz biz işte:))))

Şimdi diyeceksin; "senin çizdiğin kadın karakterlerle Recep İvedik bir mi? İnsaflı ol biraz!" diye... Eee işte canım, okumamış adam bakıyor Receb'e daha da kırolaşıyor, okumuşu bakıyor; "kurban olsunlar bana" deyip iyice azı(tı)yor... Herşeyi hak görüyor kendine.. Türlü türlü versiyonları her yana saçılmış durumda bu Receplerin....

Hal-i vaziyet bu olunca; ilişe-mez-sin tabiii... Sayende cümlemiz hemcinslerimize kul oluruz.. Ammaannn deyim! Önce bırak şu Recepliği... Neysen bundan kötü olamaz ben sana deyim.. Sen bir Bekir ol, Hakkı ol, Hayri ol bakim.. Sonra veririz belki kalbimizi! İlişiriz belki...:)))) hehhe:))

yazarın notu: Bir arkadaşım dana kadınları anlatacak bana, söz verdim onları da  yatıracağız (masaya) Hehehehe:)) Hazırla kendini okuyucu...
yazarın 2. notu: İsimler tamamen rastlantısaldır. Takılmayınız lütfen...
yazarın3.notu: Bu yazı şahsa değil, bir ahaliye itafendir... Bilgilerinize... 
the y.a.s.e.

30 Mart 2010 Salı

"hop hop AYDIN ..p AYDIN"

Boşanmanın nerdeyse hobiye dönüştüğü şu günlerde bile, hala "hadi evlenelim" mensubu insalara çokça rastlamak mümkün... Özellikle de genç yaş grubundan.. Yani; 25-35 aralığı...  Bunlar evleniyor da; evlenmenin ne olduğundan yana en ufacık bir fikir sahibi olmadan.. Tabii ki danalardan bahsediyorum... Kadınlar evlilik kurumunu hala batıramadı ne yazik ki.... Bu dana adamlara sürekli sığnak, barınak oluşturuyorlar, yuva kuruyorum diye.. Etrafta yılmadan bıkmadan hala bu öküzlerle evlenen bir kız ahalisi var.. Yahu bu kadar mı menem birşey bir öküzle beraber yaşamak... Belki benim bilmediğim bir özelliği vardır bu büyükbaşların.. Güzel tepiyordur belki, ya da süsüyodur falan... hehehee:))

Neyse şaka bir yana; etrafımda ona, buna, şuna, ötekine, berikine sulanan kim varsa kısa zaman içinde evli olduğunu duyuyoruz... Hani "napsın canım evlilik aşkı öldürüyor" cinsten bir durumları da yok... Bunlar daha bir, bilemedin iki yıllık evli.. Karıları daha taş.. Çoluk çocuk yok henüz.. Dana işte, var mı başka fikri olan? Şimdi evcil arkadaşım, bari içgörülü ol! Mantıklıca değerlendir kendini! Utanma yabancı yok, biz bizeyiz.. Sen zaten kazanova birşey olaydın, 30 yaşında bir kadının elinde kalmazdın. Demekki olanakların bu kadar, kapasiten dar, malzemeler yetersiz ( fesatlık etme okuyucu, kötü düşünme hemen.:)) Teşbihte hata olmaz!:))) Daha söyleyim mi? Madem evlendin; bir gol attın, bari golün sevincini yaşa be kardeşim! Sahada olmanın kıymetini bil.. Tribünlere oynama artık, takımın için oyna... Alacaklar kenara oturtturacaklar o zaman göreceksin sen mi büyüksün, seyirci mi? hehehee:)))
Bak üzüldüm şimdi haa.. Dur dur.. Hadi daha insani de değerlendirelim.. Bizbizeyiz yaa..:)) Herşeyin tam, eksiğin yok. Kazanovasın da... Aşık oldun, ondan evlendin diyelim.. Peki.. O zaman da aşkın için oyna be yawrum, elindeki part time taktığın yüzük için değil. Ya da boşan kardeşim kurtar kazanovalığın şerefini.. Şerefi varsa tabiii o müessesenin..:)) İnsaflı olayım dedim ama mevzuu sakat. Olamıyorum. Hani ciddi olmaya çalıştıkça krize girersin ya... Durum öyle:))

Napıcaksın biliyor musun okuyucu? Bu dana tam nişan almış ateş edecekken, sende siper alacaksın... Dan diye soruvereceksin: "Evli misin sen?" diye... İddaa ediyorum "Sen gey misin?" diye sor bu kadar yamulmaz.. hehee... :))) Böle yüzünde kara boyaları, üstünde kamuflajı, elinde kaleşnikofu oldunu zannederken... Hop hop Aydın ..p Aydın gibi kalıverir ortada... hehhe:)) Boşver ne iş yapıyorsun, hangi okuldansın'ı artık dişiii!!!! Senin paran yok mu, okula gitmedin mi? Eeee o zaman? Onlar sonra hem sonra...:))))

yazarın notu: Evli olup, bunu farkında olan adamlar varsa biryerlerde oldukları yerde kalsınlar.... Bunlar sizi de bozar maazallah!

the y.a.s.e.

23 Mart 2010 Salı

sansürsüz...

Komik yapmıyorum bugün.... Baştan söleyeyim sayın okuyucu.... İliklerime kadar sinir doldum... Ben mi nörozum, bizim halk mı öküz bilemedim... Birşey değil kendimi telkin ederken çizecem kafayı pek yakında.. Telkin de bir yere kadar.. Suyu çıkartılmaz ki... Ya, beni bahar çarptı ki bahar benim zamanımdır genelde çarpmaz,  ya da halkımın salaklığı birde baharla karıştı tahammül sınırlarını aştı.

Düşünmemek üzerine formatlanmış bir insan ahalisi daha olamaz dünya gezegeninde... Varsa varsa tek biziz... Uganda bile bizden iyidir yahuu.. Bakınız..

Telefon çalıyor. Açıyorum.. Açıyorum ki tekrar tekrar aramasın... "İlk müsayit olduğumda aricam seni!" diyorum ama havaya! Ne demek bu arkadaşım? Kapat demek, kapat! Ben arayıncaya kadar taciz etme demek... Karşı taraftaki çatlatan idrak; "Bi dakka bi dakka çok kısa bişi sölicem... Kapatma dur kapatma! Oydu buydu, şudur budur..." Zır zır anlatmaya başlar bile.. Anlattığı da tamamen gevezeliktir, hiçbir ehemmiyeti yoktur. Yahu dana mısın güzel kardeşim? Müsait değilim diyorum, ariyacağım diyorum... Kıt mısın? Töbe estagfurulllah!

Bir başkası; Tek kişilik tuvalet.. İçerdesin, kapıyı kilitlemişsin.. Dışardan birisi allah ne verdiyse kapıya yüklenip açmaya çalışıyor.. Hırs etmiş.. Sanki kıracak ayol kapıyı... Yahu hadi kapıyı çalmadın, bari anla be kardeşim! Dolu içerisi dolu! Alla alla...Ne diye abanıyorsun kapıya? Zaten mal bir toplumduk.. Zaten 5 duyumuz bile kıttı... Herkesin kafasını, gözünü bağlatıp iyice embesil ettiler.. Aaa unutmadan... Birde, kapıyı çalan bir hödük grubu var. Bunlarda kapıyı bir tıklattığı gibi dalar içeriye. Ulan madem desdura izin vermiyeceksin niye kapıyı çaldın ayı? Ya da kapıyı ne maksatla çaldın.. Şartlanmış işte.. Kapıya deydi ya bikere, artık açıp girebilir!... İçeridekinin birşey söylemesini beklemeye ne hacet! Maloğlu mal!

Sağa sola tükürenler var bir de... Söylüyorum sana bak; bunların biri öldürecek beni. Adamın teki yere tükürdü. Ben arabadayım, o kaldırımda.. Trafik durmuş, camım açık. Bu öküzde açık cam tarafında. Bir anda malum sesle kendime geldim.. Spontan olarak; "Yuh be kardeşim" demişim. Ne dese beğenirsin; "Çok konuşma sana da tükürmeyim." "Tükürmezsen adam değilsin, sıkıyorsa tükürde görim seni" demişim bende:) Bu da spontan bir yanıt bu arada. İşte malum... Deli deliyi görünce sopasını saklar... "Git be işine ablacım sabah sabah", dedi adam... "Sabah sabah sen benim içimi kaldır, bende yürüyüp gideyim ama di mi? Mal!" diye bağırmışım.. Trafik hala duruyor bu arada, belirtmek isterim.. Hepsi şuursuz bu davranışlarımın, gözüm dönüyor evrimleşmemiş insan gördüm mü... "Yaaa sabır, sanki birşey yapmışız?" deyip yürüdü gitti adam....

Birde maganda kadınlar var. Ben ürtiker oluyorum bunlarla denk gelince.. Şu otomatik arabalar çıktı bu ablalar trafiğin ağzına s..tı.  Bunlar o grup işte! Hayatındaki ilk arabası Range Rover olanlar... Manuel araba kullanırken böyle miydi? Herkes haddini biliyordu! Şimdi  herkesin arabası sport! Herkes cengaver başıma!  Bu embesil kadınlar arabayı birtek gaz pedalından ibaret sandığı için; allah muhafaza diyorum.. Trafiğin akışı nedir, motorlar da trafiktedir, nerde selektör yapılır, nerde araba geçilir, nerde kornaya basılır, ne zaman yol alınır, ne zaman verilir.. Allaha emanet! Gözleri kapalı gidiyorlar..
E5te gidiyorum sağa doğru kıvrılacam, arkamdaki isterik kadında sağa dönecek benim gibi.. Kamyonuyla selektör atıp duruyor. Keyfimden bekliyorum ya ben! Arkadan aynı yönden racing'in teki kapatmış geliyor.. Tabi arkamdaki teyzenin dikiz aynası da sağ aynası da yok! Onlar kamyonunun süsleri! Bana korna çalarak zort diye kırıyor sağa... Motorlu çocuk son anda zorla, frene basıyor.. Ama nafile, yatırıyor motoru.. Yetmezmiş gibi bu salakta frene basıyor ve zavallı adama kayacak yer de bırakmıyor.. Kırdın adamın önüne bas git artık bari di mi? Hepimiz duruyoruz... Neyseki kimseye birşey olmuyor, herkes sağlam.. Tam bir manyak iniyor arabadan. Çocuk şokta olunca meydanı boş buluyor bizim kıro. "O nasıl gelmekmiş öyle" diye başlıyor boyuna çocuğa geçirmeye. Allahtan taksicinin tekiyle ben araya giriyoruzda, bildiriyoruz kadına haddini... Ben; "Aynaları kullanmadan kör kör araba kullanıyorum, yine de çok şükür katil olmadım demiyorsunuzda, ciyak ciyak bağrıyorsunuz" diyorumda en son, iyice pısıyor kadın. Kaç yazar ama? Caaanım sırat'a yazık oluyor... Taksici-yase ittifakı ile siliyoruz kadını ama....

Oldukça ateşli bir kadın hakları savunucusuyumdur ama trafikte değil! Şimdi erkekler de rallici sanmasın da kendini! Tüm dolmuşçu ve kamyoncuların erkek olduğunu hatırlarsak ne demek istediğim kolayca anlaşılır! Kadın kısmısı, erkeklere örnek olup deli İstanbul trafiğine bir nebze de olsa dinginlik getirecekleri yerde iyice tozu dumana katıyorlar... Kıro kadınlar, kıro adamlardan daha kansorojen...

Sen söyle şimdi okuyucu; ben mi nörozum, halkım mı kıl?


the y.a.s..e.

19 Mart 2010 Cuma

komik parmaklar

Ateş basar hani adı aklına gelince.. Nasıl dokunduğunu hatırlayınca midene bir kramp girer.. Kalbin koşmuşsun gibi atmaya başlar hani... Aşık aşık dolaşırsın etrafta... Herkes anlar sende farklı bişeyler olduğunu... Saçlarının bile huyu suyu değişir.. Coşarlar sanki... Cildin parlar, gözlerin çakmak çakmak bakar... Nasıl oluyorsa sürekli mutlu gezersin... Dünyan değişir sanki... Her birşeyler  güzel görünür gözüne... Gülüşünü düşünürsün... Nasıl baktığını... Birşey anlatırkenki mimiklerini... Sürekli telefonuna bakarsın hani aramış mı diye... Burnuna kokusu gelir.. Komik parmakları gelir gözünün önüne... Gülümsersin...

Sadece bunu arıyorum ben... Zaman zaman buluyorum.. Şarj olup doluyorum.... Sonra şarj etmemeye başlayınca... Tekrar aramaya koyuluyorum... O kadar ...

the y.a.s.e.

18 Mart 2010 Perşembe

veriverse bana?

...."Ağlama artık ya, nolur yeter!"... Ne hakkı var seni bu kadar üzmeye? Bu kadar bırakma kendini, bak sana bişey olacak allah korusun!"
"Olsa da kurtulsam.. Ölürüm inşallah.. "
"Offf.... Saçmalama nolursun... Ölünmez bunun için, topla kendini artık!"
"Susamıyorum"... "Susmaya çalıştıkça daha da beter içim kabarıyor."
"Gidip şeyini keseceksin aslında o senin ayının! Deyüzz! Yaşına başına bakmadan...!"
"Bitane daha içki al bana!"
"Yeter kuzum ya, içme artık lütfen...! Bak çok sarhoş oldun! Kusmaya başlicaksın birazdan!"
"Bana bak Simin, şurda hırsımı yenmeye çalışırken; "Yok yeter içtin, yok güçlü ol!" diye daha da beter içimi şişireceksen eğer; s..ktir git evine! Ya otur iç benimle, ya da bırak ben içeyim rahat rahat..!"
"Alla allah... Tamam tamam kızma! Teselli de etmiyorum.. Gitmiyorum da... İçicem sadece seninle..  İçip sıçalım bu gece yeni boynuzlarının şerefine:))) Bize iki tane daha "Jack" lütfen!"
"Nasıl olur ya? Hemde benim yatağımda! Pezevenek herif!"

...........Bunu sölediği anda artık ağlayamayacağını ikimizde biliyorduk..:)) Bu; "hemde benim yatağımda" repliği bizim için; "senin annen bir melekti yavrum" kadar bir geyikti her zaman.. Üzerine türlü türlü senaryolar yazmışlığımız var kaç defa...:)) Ama işte insanın kendi başına gelince...."Kendi" başımıza gelince de durum bizim için pek farklı olmadı gerçii... Deli gibi gülmeye başladık... Her zaman ki sakarlığımla son anda sandalyeden düşmemeyi başardım... Tutunurken bardaki iki tane kül tablası ziyan oldu fakat...:))) Bardakiler manyak sanmıştır bizi herhalde..  Az önce hönkürüyorlardı, şimdi hallerine bak diye...!
..........Başka bir kadını yedikten sonra, bu sex lokasyonunun ne önemi kalır anlamıyorum bir türlü. Ben kadın mı değilim acaba? Bu benim için niye sinirlenecek değilde kopulacak bir durum oluyor her zaman? Yani herşey bir yana da mekan mı önemli olan yaa..:)) Ha yerde, ha yatakta, ha tavanda! Ha otelde ha evde!".....Bunları aklımdan konuşmayı tam bitirmiştim ki... Bu sefer o;
"Sus!" dedi... "Sakın konuşmaya başlama!" Kahkahasının şiddetinden kelimenin sonunu getiremedi bile...
.........İnsan kafayı bozmaya görsün...  Bikez bozdu mu artık çok geç! Her aldatma hikayesi fıkra gibi geliyor ondan sonra...

"Yok canım öyleee.. Susmam:))) Nasıl benimkilere güldük, sıra seninkilerde.. Sana da güleceğiz..:))) Zaten sen kuralı bozdun! Haddinden çok zırladın tepemde! :)) Bu durumda cebimdeki taşları peşi sıra dökebilirim bende:))) Şu başına gelen olayda üzücü olan tek şey şu ki; senin adam ucuzcu kızım... Sende bu ucuzcu ayıyla  onca zaman evli kaldın..:)))) Abicim, evli barklı halinle kırkta yılda bir et keseceksin, iki kuruş parayı da gözden çıkar be! İki satır fantezi yaz bari! Farklı mekan, farklı bir yatak! Değişik bir ambiyans! Dana işte! Evli danaların da böyle bir olayı var... Şimdi bu evliler, bir kadınla kolayca yatmaya o kadar alışmışlardır ki....Offff!... Dolayısıyla ölü toprağı serpilir bunların üstüne..  Mümkün olsa, "Şimdi ben yatiim burda, duriiiim böölee.."Abla" geliversin, verirversin bana kalbini!" diyecekler.. O kadar yani! Hehehhee:)))))  Oldu canım oldu sen sakın kıpırdama zaten! Öylece dur, ne gerek var? Kadın yapar seni! Ökuzzzz :))))) Tam kavun işte! Kelek kavun!"
"Ağlama kızım sende artık yaa... Gözlerin patladı eşşoolusu için... Şaka bi yana bu kadar üzüldüğüne hiç inanamıyorum.... "
..... Aslı "jack'i" devirmişti bile...
 "Bir tane daha :))))" 
"Kızım yavaşş.. Kocan yok artık hatırlarsan! Seni gelip taşıyamaz.. Bana kaldın...:)))"
"Ben zaten en çok nasıl olur da beni bu ayı beni aldatır diye üzülüyorum Simin yaa... Hırsımdan... Ben bununla mantık evliliği yapmadım mı? Bu bana köpek gibi aşık değil miydi? Ayaklarımın altını öpmüyor muydu? Aylarca "evlen benimle" diye peşimde dolanmadı mı? Daha ikinci seneden.. Deli olacam yaaa! Bari hakkaten sıkı bir abiden boynuz yiyeydim.. Şanım olurdu en azından... Kendi kazdığım kuyuya düştüm! Şimdi demiyecekler mi "Ulan Aslı'ya bak, bu herif bile boynuzu takmış" diye???? Aptallığıma ağlıyorum ben!"
"Valla şekerim, sen de sıyırdın galiba... Herkes boynuza ağlar ama boynuzcunun kendi namını zedeleyeceğini düşünüpte, hislenen ilk seni görüyorum. Yuh yani Aslı! Komik misin kızım sen? :))  Ne alakası var? Buna da içelim ama boşa gitmesin!.... Ağlama sebebi için 2 Jack daha.. :))) Boynuzlara yeterince içtik zaten... Uzatmayalım... Neme lazım yer neyim yapar...:)))))  Hiç lüzum yok! :)))))"

 ......İşte bütün gece Aslı ağladı, ben güldüm... Aslı güldü, ben içtim... Ben içme dedim, Aslı içecem dedi.. İçti, kustu, ağladı, zırladı....Sabaha kadar ayakta kalındı. Bir adamın cenazesi daha kaldırıldı... Boynuzlar parlatıldı.... Evlilik yine rafta kaldı. Söylüyorum size, evlilikler yalan.. Mantıklısı da.. Mantıksızı da....
"Sade aşk lazım insanın ruhuna, geri hepsi havaya....."

yazarın notu:  tavanda sex, fena fantazi sayılmaz hakkımı yemeyin:))  


the y.a.s.e.

17 Mart 2010 Çarşamba

fazla abartmamak lazım

.....Masadan kahkahalar yükseliyordu.... Ama öylesi böylesi kahkahalar değil... Şuh, "yemişim bu dünyayı, yansa bezim yok!" cinsinden kahkahalar... En fecisinden arkadaş oldukları restaurantın kapısından girer girmez belli oluyordu... Muhabbetin detaylarına kulak misafiri olunca, artık dayanamayarak kafamı çevirdim. Masada 4 tane kadın oturuyordu.. Çok değişik, güzel ve orjinal 4 kadın...  Kelimenin tam anlamıyla gerçeklerdi, taklitsiz! Aslında en sevmediğim fotoğraftır kız kıza gruplar... Fakat o kadar çok gülüp eğleniyorlardı ki... Kıskandım resmen, ben niye o masada değilim diye... İstemeden de olsa mavranın devamına kulak kabarttım...:)))

.... Seks konuşuyorlardı....:) Ama daha komik ve yaratıcı olamayacak kadar... Kim napmış, ne kadar yapmış, skor mu rekor mu daha önemliymiş, ne komikmiş, ne güzelmiş, ne değilmiş.... Yaşanmışlar, yaşanması planlananlar, fantastik kaçamaklar, tatiller, kaçılacaklar, yaşanması pek mümkün olmayan ama keşke mümkün olsalar... Neler neler, ne hikayeler....:)))  Şarap kadehlerinin tokuşma sesleri ve 4 farklı kahkaha... Herbiri birbirinden içten ve çok kadınsı... Tüm restaurant bu masaya dikkat kesilmişken, kimseleri takmadan tam anlamıyla muhabbetin dibine vuruyorlardı... "Amma özgüven" dedim içimden... "Pes yani!"

"Garsonlar bizi mi dinliyor sanki?" dedi bir tanesi tuvalete giderken...
"Amaannnnn" dedi bir diğeri... "Dinlerlerse dinlesinler, bir süre gelmeyiz, olur biter... Unuturlar!"
Bir diğeri; "Susun bakim iki saniye" dedi, etrafı dinlemeye koyularak... "Yok kızlar!" dedi.. "Rahat olun... Madem biz kimseyi duymuyoruz, bu gürültüde kimse de bizi duymaz!"
"Zaten bu muhabbeti duyupta tepki vermiyecek adam tanımıyorum ben! Madem ki hala masaya gelen tek bir adam yok, herkes rahatça nefes alabilir!!! dedi ayakta olan, ardından da patlattı kahkahayı... Diğerleri  iyice koptular bu lafa! Karşımda oturan arkadaşımın "Niye sırıtıyorsun sen öyle?" sorusuyla tüm ağzıma yayılmış kocaman gülümsememi farkettim.."Hiiiiiç" dedim. "Aklıma birşey geldi bir an, boşver!"....

Etrafını rahat ve gerçek insanlarla donatmak kadar mutluluk getiren birşey daha yok hayatta... Utanmamak lazım... Utanmayınca kimse ayıplamıyor çünkü:)) Gülmek lazım... Ne olursa olsun gülmek! Bitişleri, kopuşları bile fıkraya dönüştürüp anlatmak lazım.. Gidenler her zaman her denklemde gelenlere eşit!
Nefes al ve ver!... Hayat o kadar işte! Fazla abartmamak lazım!

the y.a.s.e.

14 Mart 2010 Pazar

Palyançoolarr....

      Olağanüstü Fırlama Dişiler Toplantısı geçenlerde bol şarap ve dvdler eşliğinde gerçekleştirildi... Şaraplar açıldıkça muhabbetler açıldı. Muhabbetler açıldıkça ortam sirke döndü... Meğerse herkesin ne kadar komik bir hayatı varmış...Kamera şakası olma ihtimali, gerçek olma ihtimalinden daha fazla olan bu durumlar, suyu çıkan ortamlar yüzünden mi, yoksa sürekli palyaçolardan daha soytarı hale düşen adamlar yüzünden mi?
Buyrun siz karar verin... Benim vazifem malzeme toplamak biliyorsunuz... Adamlar, hikayenin gelişme kısmını kafamda yazdırdığı anda "elden çıkarıyorum" ben...:)))) Olup biteni anlayamadan ortama salınmış tüm palyaçolar, her zaman yazılanlardan haberdar ediliyor.. Eğitim amaçlı değil ki zaten bu mümkün de değil! Hangi "dana" eğitimden nasiplenmiş? Sadece hep beraber içinde bulunduğumuz bu sirki daha tahammül edilir hale getirmek için...:)) Bizimkisi eğlenmek, eğitmek eziklerin işi!

Zamparalardan hiç bir kadın hazetmez. Fakat bir de zamparalık yapmayı bilemeyen ama ısrarla bunu kabul edemeyen bir grup varki..... Offff... Denk geldinmi popona füze tak kaç:)  "Kelek kavun" gibidir bunlar.. Tarladan erken toplandığından hiçbir zaman pişmez.. Aldığın gibi çöpe atmaktır esas yapman gereken! Lakin; "Ben ham severim, illaki kelek yiyeceğim" diyorsan da acilen yeyip bitirecen! Eğer yemez de, evde birazcıkta olsa pişmesini beklersen; o kadar şekerlenir, o kadar yavşar, yumuşar ki tadı içini bayar... Ondan gayrı sittin sene midecin kendine gelemez! Benden söylemesi...

Nasıldır peki bu ucuz zamparalar? Bunlar, aslında çok korkarlar deşifre olmaktan... Ama kader işte! Korktukça üstüne gelir ya... Gidip en belasına çatarsın... Ondan sonra ayak uydurabilirsen uydur! Folklör oynar gibi sürekli üç ileri-iki geri şeklinde bir rutinleri vardır.. Genelde kadınlar bu "Ben ziyadesiylen arızayım!" melodisine hep aklından başka bir ritim uydurur... Kanka kadın arkadaşları da bu "arızayı görmeme" oyununa canı gönülden destek verir... İşte bunlar henüz; "fırlayamayanlar'dır"! :))

Neyse uzatmayalım daha fazla... Özetle; telefonuna bakmayanlar, hep bir bahanesi olanlar, son dakka satanlar, sürekli kaypak kaypak şüphe uyandıracak şekilde konuşanlar, ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin hiçbir şekilde güven hissi yaratamayanlar, fenerbahçeliler, 35 yaş üstü ama hala bir baltaya sap olamayanlar, açıkça duygularını anlatmayıp senin anlamana yatanlar, ard arda aptalca davranıp akıllı olduğunu sananlar, girdiğiniz ortamlarda sevgili olmadığınız halde sizi potansiyel kız arkadaşıymışsınız gibi kapatanlar (ya da sizin neler çevirdiğinizden habersiz, kapattığını sananlar diyelim), sizi yemeğe davet edip "hesabı sen ödiyeceksin di mi?" gibi gereksiz şeyler söyliyecek kadar ucuz espiri anlayışı olanlar, ben "aşk adamıyım" diye bağrınanlar, gözünüzün içine baka baka yalan atanlar, her kadına aynı lafları satanlar (ıyyhhh! bunlar en rezaleti!), hayır'dan anlamayanlar, yüzsüz yüzsüz arayanlar, "kadın" yerine "bayan" diyenleri küçümseyip fakat kadınlara tam bir hıyar gibi davrananlar, yavşaklar, artık kafasında saç kalmadığı halde arananlar, 50 yaşında kendini bulma kararı alanlar, kendisi yatakta sanki bir roketmiş gibi, faztezi-atraksiyon arayışı içinde olanlar, kadın eğer yatakta isteksizse bunun sadece kendi ayıbı olduğunu anlamayanlar, aricam deyip aramayanlar, ağzından çıkanları hatırlamayanlar, aldatıp sadakat arayanlar, yüzünden salaklık akan kadınlarla birlikte olup, akıllı kadınlarla uğraşmanın zor olduğunu savunanlar, kendilerine 5 gömlek küçük, aptal kadınları hamile bırakıp, çocuklarının çok iyi eğitimli birer dahi olmamasına şaşıranlar, daha tanışalı 24 saat olmamışken sizden masaj yapmanızı isteyen (hemde bacaklarına! yuhhh be kardeşim yuhhh! çüşşşşhh hatta!) adamlar; hızla ve tek saniye tereddüt etmeden ve arkamıza bakmadan, şükrederek kaçacaklarımızdır, kızlar!
Tek bir koşulda devam etme hakkı mübah; bir sirkte olduğunu kabul edip, palyoçonun makyajını iyice bozup, daha komik bir halde sahneye çıkartacak ve de buna güleceksen ve onların tek görevinin ne kadar korkunç görünseler de sirkteki herkesi eğlendirmek olduğunu bileceksen... İşte; Hayat sana güzel!

Fırlama kadınlar, öyle yaşıyor... Palyaçoların tek görevi olduğunu bilip, eğlenerek ve sadece gülerek... Tek bir arayışları var, tek bir soru soruyorlar; Ben ne istiyorum? O kadar. Sirkin kapısı açık, giriş ücretsiz, herkes  gelip bakabilir...
Adamlar dünyayı sıraya dizerken hala tek adamla kala kalanlar, tek taraflı sadakate inananlar, aldatmanın sadece erkeklerin doğasında olduğunu sananlar, devrin değiştiği gerçeğinden kaçanlar, doğada her şeyin bir sebepten olduğunu kaçıranlar, erkeklerin seks ve paradan başka şeyler verebileceğine inananlar, bunları okuyup ateş topuna dönüşen adamlar, yazdıklarımın hakikatın ta kendisi olduğunu atlayıp beni sinirli sananlar...:)))) Hepinize burdan selam ediyorum, palyançoolarımla beraber...:)

yazarın notu: hep söz verdiğim gibi.. bir şekilde herkesi yazıyorum...zamanı gelince...

the y.a.s.e.

5 Mart 2010 Cuma

for the first time in a very long time

....for the first time in a very long time, I started to think about what I really want to do and where I really want to be in my thirties... According to my belief; thirties are the last few chances for life time chancings... I will be 29 in a couple of months and it excites me very much... Honestly it is not only exciting. It scares the hell out of me as well! I was 24 when I first moved back to Turkey and started my brand new life. I remember telling myself that I will be living somewhere else in the world other than Istanbul if I don't start a family at the age of 30. Obviously it is not gonna happen in one year. As a surprise actually, it turns out that I dont want it to happen... I'm almost 30 but I don't want a family right now.. And I really have no idea if I ever never want to get in to this complicated thing! I love guys, i adore kids but I am truely not ready to be some guy's wife or some baby's mom! I'm supposed to be ready for all this marriage thing and "not being a single woman anymore" idea! But nope! I'm not even close... So in this case I can't help but wonder; Could I leave everything I have behind and move somewhere else? And start a new life? Go with the flow?

Again for the first time in a very long time my heart dropped, almost stopped beating over seeing a guy.. I was younger then... I thought everytime I meet with a guy that I like,  I will feel the same feeling.  But nope! It hasn't come back that strong again... And I'm afraid if it never comes back! After having this possibility, it turns out it's not "I'm not ready" its just "I'm not done with those feelings yet"! I'm craving for how I felt for him.. I'm craving for him and our incompleted story?

.....for the first time in a very long time, I have no plans what so ever! I'm looking forward to hear what is written on my paper..  And I'm runnig to 30.. Peace!

the y.a.s.e.