11 Ocak 2010 Pazartesi

yalnız kadınlar

20li yaşların sonunda veya 30lu yaşların yakınlarında dolaşıyorsanız, kocaman bir şehirde bütün hayatınız çalışarak geçiyorsa ve kadınsanız... "Hala mı bekarsın? Senin gibi bir kızı nasıl rahat bırakıyorlar?" grubuna hoşgeldiniz....

Geçenlerde çok uzun zamandır görmediğim bir arkadaşıma rastladım. İki tane dünya güzeli çocuğu ve tanımayıp, selam vermeden geçmek üzere olduğum bedeniyle beraber..  Ben manikürden dönüyordum, onlar parktan.. Nasılsın? İyi misin? ve buna benzer klasik sorulardan sonra... Booom...!! Bomba soru: Ellerime bakarak; "Eeee hala birşey yok mu?" Aklımdan saniyesinde milyonlarca cevap geçti ama o kadar üşendim ki bu diyaloğu ve kimi zaman monoloğu tekrarlamaya.. "Yok" dedim sadece... Acıyan gözlerle, ve gerçekten üzüldüğünü gösteren vücut diliyle "Yaaa" dedi, uzatmadan. "Ben iyiyim, merak etme" diyecek oldum sonra ona da üşendim.

Anlamıyorum... Aşırı kilo almış hali, lekeli kıyafetleri, boyası çoktan gelmişte geçmiş saçları ve manikürsüz elleriyle bu kadın, zarif bedenime geçirdiğim oldukça şık ve tarz  kıyafetlerim, boyasız parlak saçlarım ve henüz ojesi bile kurumamış tırnaklarım olan "bana" acıyordu... Evet ben kendimi aynen tarif ettiğim gibi görüyorum. Peki acaba insanlar nasıl görüyor ki sürekli benim için üzülüyorlar? Hayır durum öyle bir hal aldı ki, artık bazen ben de kendime acıyorum... Mutsuz olduğumdan değil, sebebini bile bilemiyorum aslında..

İçindeki suyu iki gün üste üste boşaltarak, parkeleri suya gömen, yatak odamdaki peteğin alçak pirşörünü dün kendi başıma değiştirdim. Tamir ettim. Ben ettim, tek başıma. Artık su damlatmıyor bile, bırakın boşaltmayı. Ama sonra noldu? Oturdum iki saat kendim için üzüldüm. Bunu neden benim için bir erkek yapmadı diye? Yani hayatımdaki erkek tabii... Cevabı çok basit; çünkü hayatımda birisi yok. Bu durum neden olur?  Ben istemiyorum diye değil mi? Cevapta basit; evet. Bu durumu değiştirmek benim elimdeyse ben niye salak gibi buna üzülüyorum? Çünkü herkes, beni bunun üzülesi bir durum olduğuna ikna ediyor.. Kızın bana acınası gözlerle bakması gibi... "Yeter artık bekar gezdiğin!" demeleri gibi.. Evlenmediğim ya da birisini bulamadığım için (bu lafa da hastayım nasıl bulunuyorsa!), birgün istediğim halde, çocuğumun olmayacağı kabusunu sürekli görmeme sebep olmaları gibi...
Kimse çok iyi bir eğitimim ve işim olduğunu, kendi ayaklarımın üstünde durduğumu, gerçekten hiçbir menfeatim için erkekleri kullanmadığımı, yanlış bir evlilik yapmamış olmamı (ki; bu kadar baskıcı ve yasakçı bir toplumda yaşayıpta, yapmamak bir kadın için aşırı zor!) ve hala 28 yaşında olduğumu görmüyor da... Hala parmağımda bir yüzük olmamasını veya evliliğe doğru ilerleyen bir ilişkim olmamasını görüyor... Bu işin en pis tarafı; bana ait olmayan bu sisli-puslu düşünceler, bazen benim bile ne aradığımı unutmama yol açıyor.. Tıpkı çoğu erkeğin bile tamir edemiyeceği vanayı tamir ettikten sonra üzüntüden içip, sızmam gibi.. Bu sabah "Aferin! Demek conta değiştirebiliyorsun, çoğu erkek bile bunu yapamaz!" deyip yaptığım şey için beni taktir ederek, kendime getiren arkadaşıma da burdan hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum...

Tüm evli ve çocuklu arkadaşlarıma ve bana evli olmadığım için üzülen insanlara sesleniyorum:
Umarım seveceğim  ve beni sevecek bir erkek vardır bu dünya üzerinde.. Ama eğer yoksa da yapacak birşey yok, hep beraber benim bekar ve çocuksuz halime katlanıcağız:))

Yazarın notu: Hala zarif bedeniyle, kucağında bebeği  ve yanında sevdiği adamla gördüğüm kadınlar: Ait olduğum bu gruptan çıkıp, sizin grubunuza girmeyi istiyorum birgün!
Yazarın ikinci notu: Hayal ürünü değildir!

the y.a.s.e.