Geçenlerde laflarken söz döndü dolaştı bir arkadaşımın henüz adı konamamış ilişkisine geldi. Muhabbet sulandı, gülmekten yerlere yatıldı, eski defterler açıldı. Bol kahkaha canımıza değdi resmen.
Mevzuyu detay vermeden anlatmak isterim. Belki aynı durumda olupta sanal beyin fırtınası yapmak isteyenler vardır.
"Şimdiii" diye başladı lafa. "İnsanlar bir kez birlikte olunca bu hali vaziyet ne oluyor? Kimse bu konuya değinmiyorsa, bu gerçeği görmezden geliyorsa, iki tarafta bu unutulamayacak aktiviteyi mevzu bahis etmiyorsa, bi cacık olur mu bu işten?
( Hatırlatmak isterim. Fazla havaya girmemek lazım. Her şey unutulur, abartmaya lüzum yok. Olmadı unutamadın ya da unutamaz beni, mümkün değil diyorsun. İllaki bir unutturan çıkar. Benden söylemesi.:)
Önce gülmekten dağıldık. Aklı başında mantıklı bir karara varamadık ama sonra kafalar çalıştı. Cepler boşaldı. Anlaşıldı ki; bu seks olayında rakam tek oldu mu iş şahibeli! Kısmeti, bereketi kaçıyor resmen! Keramet aktivite sayısının çoğalmasında. Yani unutulamayacak kadar olmasında değil. En az iki olacak bir kere. İki olacak ki kurdeleyi kesmiş olacaksın. Asal sayı olmamalı. Sadece 1'e ve kendisine bölünmemeli. Başka rakamlara da bölünmeli. Bu; durumun üretken olduğuna, daha da çoğalabileceğine garanti getirir. Bolluğa, berekete işaret eder. Aktivite sayısının tek olması üstünde konuşacak kadar hatrı sayılır olmamasına sebep veriyor. Fakat 1 olsa dahi hiç yaşanmamışta değil.
Sonuçta cetvelde 0'dan daha ötede. :)))
Özetle siz kendinizi garantiye alın; ya sıfır ya iki. Ya hiç, ya hep yani! :)))
"Peki konuşmalı mıyım sizce?" diye sordu. Aman ha! Sakın ve sakın konuşmayın. İlk konuşan büyüyü bozar, kaybeder, terk edilmeyi kabul eder. Madem ki sözler ilk öyle dillendi, bundan gayrı bahsi geçen özne kişiyle sadece vücut diliyle konuşulmalı. Kelimeler unutulmalı. Vücut dilinin tükenipte, kifayetsiz kaldığı anlaşıldığında zat-ı muhterem hızla, acilen, tek hamlede, tereddüt dahi etmeden terk edilmeli. Aksi taktirde başınıza ziyadesiyle bela olacak, bambaşka bir dil kullanacaktır!
"Ya belki düşündüğümüz gibi değildir. Mesala tamamen farklı bir tarzı vardır. Bu düşündüklerimizin hiçbirisi onun için geçerli değildir. Sonuçta herkes kendine özgü bir birey, genellememek lazım." dedi.
Genellemek lazım. Aklından bu tip bahaneleri derhal çıkart. Kendini oyalayacak ve bir süreliğine inanıp sana kendini iyi hissetirecek her şey, başta da söylediğim gibi bir süre devam eder. Eline ne geçer? Bolca vakit kaybı ve sonradan hatırlayıp salaklığına güleceğin anılar:) Başka?
Bu salak rolüyle yeterli sayıda oskar aldıktan sonra, mezarında birisi gelipte dürtmüş gibi uyanırsın. Tüm cevaplar aslında senin kararında. Artık gözünden anlarsın kimden neyden cacık olur?
Cacığa ne kadar tuz konur? Göz kararı nasıl oturur!
the y.a.s.e.