İstanbul’da yaşamak deyince akla ilk gelen kelime;
trafik. Var mı itirazı olan? Var mı
"Hayır benim aklıma trafikten önce şu geliyor" diyen? Yüzdeye vurduğumuzda eminim çok büyük bir oran benimle aynı fikirdedir.
Gıcık oluyorum
“Trafik vardı, kusura bakma geç kaldım” diyen insanlara… Hadi ya! Günaydın! Halbuki dün İstanbul’da trafik diye bir sorun hiç yoktu! Sonra bugün bir uyandık ki artık her yer trafik!
10-15 dakika gecikmelere zaten bir şey demiyorum. Ama bir yere yarım saat, 45 dakika geç gitmek, geç kalmak sayılmaz. Bu programsızlık ve dağınıklıktır. Kendi plansızlığınla başkasının kıymetli dakikalarını çalmaktır. Zaman tacizciliğidir ki toplumun büyük bir kısmı zaman tacizcisi! "
Merhaabaaa, sizde mi tacizcisiniz? Hoş geldiniz, şöyle buyrun... Şu tarafa, kalabalığa doğru!"
İstanbul gibi şehirlerde yaşayan herkes için en büyük hazine zaman, en büyük sorun zamansızlıktır. Senin sorumsuzluğundan mütevellit benden çaldığın zaman, benim de, eşimden, dostumdan, işimden, keyfimden, kendimden çaldığım zaman olarak kayıtlarda tutulmakta!
Hiç geç kalınmaz demiyorum. Bazen aksilik olur. İnsan uyuyakalır, geç çıkar, oyalanır, ne giyeceğini seçemez, bir şeyler, birşeyler... Ama geç kaldığında veya geç kalacağını anladığında telafi etmeye çalışır. Karşı tarafı haberdar eder, karar hakkını ona bırakır. Saygıyla yaklaşır. Saygı, empati, mahçubiyet gibi duyguları olur bu durum karşısında. Edepsizlik, pişkinlik, bencillik, vurdumduymazlık gibi duygular değil!
İşte kimisi hep rötarlıdır. Bilirsin. Geç kalmak tarzıdır. Her yere geç gider bunlar. Zaman, saat mefrumundan yoksundur. Tarzının gıcık olması yetmezmiş gibi birde vır vır konuşup, seninle alakasız sebeplerini saymaya kalkar. Zamanını çaldığı yetmez, huzurundan da çalar.
Tüm bunlara karşılık beni yine de en ama en çok uyuz eden; geç kalma durumunda başlayan yalan kuşağı. Madem geç kaldın bari yalan söyleme! Söyleme ki; aramızda bir parça hukuk kalsın! Geç kalacağını bildirmez mesala. Gerek duymaz. Şayet lütfederse de yola yeni çıkmış olsa dahi; "
15 dakikaya ordayım" martavalıyla seni ahmak yerine koyar. İyi niyetinin üstünde tepinir. Nezaketini kötüye kullanır.
"Nasıl bir trafik var anlatamam. Aman allahım!" Laf! Yalancı! Sanki tır devrildi de yol kapandı. Ya da zincirleme kaza oldu sanırsın. Hergün, her saat, her metre karesinde trafik var bu şehrin!
Eğer sen arabaya binip, yollar bomboşmuş gibi gideceğin yere varmayı planlıyorsan... Onun adı; "
Ay çok trafik vardı" değil. "
Ay sen bir nebze öküzsün!"
yazarın notu: Ohh be rahatladım vallahi.
the y.a.s.e.