17 Nisan 2010 Cumartesi

mezar taşı " i.t.t.i.r. it "

Aşk yazacaktım di mi? Ama anladım ki aşk yazmak için aklının fikrinin aşk ile dolu olması lazım. Böyle olabilmesi için de enkazların etraftan çekilmesi lazım... Bahar geldi ya pörtlediler yine.. :)) İki tip bunlar.. Kazıyanlar ve enkazlar.. Tamamına kılım... Soykırım yapılsın bunlara ki etraf ferahlasın...
Anlamıyorum... Rahmetli olup tekrardan hortlayanları da, hortlakları tekrar tekrar koynuna alanlarıda.. İnsan mı kalmadı, yoksa arkeologluk moda mı oldu.. Herkes bir kazı peşinde... Taktiklerde en mide bulandırıcısından.... Şarkı yollamalar, mail atmalar... Bu ne arabesk? Bu ne Nihat Doğan, İbrahim Tatlıses taktikleri.. Şimdi zaten senden bir halt olmiyacaktı ki postalandın; pulsuz, zarfsız... Daha neyin çabalaması, neyin zorlaması.. Eee hadi aşk meşk diyelim.. O da en başlarda olur be anam.. Bir yıl sonra depreşmez ki.... Senin esamen kalmadı ama belli ki gururun da kalmamış.. İşte aslında; bunların esas amacı yoklamaktır... Boşa düştüler mi yoklarlar.. Ya da hali hazırdaki hatundan sıkılınca.. Daha doğrusu evdeki hatun bunlardan sıkılınca.. Bir telaş gelir üstlerine.. Eskilere sardırırlar hemen.. Yok "kimse sen olamaz.." Yok "vicdanım çok ağır.." Yok "hergün ölüyorum sensiz".. Yahu geber istersen..!!! Kız seni aramıyorsa eğer; besbelli ki herkes sen olabilir, vicdanı kuş gibi, hergün de çatır çatır yaşıyor.. Değil mi? Hehehe:))) Hay allam.. Birde bir bok sanar bunlar kendini.. Sanarlarki ondan sonra sen kendini kapattın hep onun gelmesini bekledin... Kalbini kimselere vermedin.. Hı hı..:)) Madem sende işler bu kadar kesat.. İllaki sardıracaksın birine... Bari kendi terk ettiklerine sardır, sana ittiri çekenlere değil  kınalı dana!! Gunlerce ağlayıp, dövünüp, yalvarıp, yakardığın halde yine de "ittir edildiysen"... Sence miniminnacık bile bir şansın olabilir mi?
Bir düşün bakalım... Geri adım atar mı gönül veren.. :)) hehehe:)) Biz seni yormayalım danacım.. Kestirmeden yanıt atalım.. Şansın sıfır, mısır, kısır...:)) Yok yani yok.. Biliyorum ki düşünmek sana çok kalori harcatıyor:)) Sen hiç tüketme sınırlı enerjini buralarda... Git onu evdeki suratsıza harca... Rabbim nasıl belanı verdi, belki belanda sana verir... hehehhe:))) Hadi bakalım beline (ay pardon:) nefesine kuvvet...
Malum bizim toprakla kazıyla tek bir işimiz var.. Ceset gömüyoruz..  Allah toprağını bol etsin... Enkaz-arkeolog takılın siz hadi.. Sen kaz, o gömsün... O gömsün, sen kaz.. hehehee:)) Hadi son bir kıyak daha yapayım sana da, mezar taşını ben yazayım; "i.t.t.i.r it". hehe:)) hadi bakim, yolun açık ola...:))

yazarın notu 1: tüm ceset, x, enkaz, kazı, arkeolag arkadaşlara itafen yazılmıştır..
yazarın notu 2:Yazarın kendi nev-i şahsına münhasır bir damak tadı vardır.. Bir yemeği beğenmedi mi asla yemez... Asla dökmez.. Başkasına ikram eder.. Sonra da kendi bir ömür güzel yemekler tatmaya devam eder..:))

the y.a.s.e.

10 Nisan 2010 Cumartesi

emonsiyonel dana!

..aslında "aşk" yazmaya çalışıyorum günlerdir.. Bildiğin zamane aşklarından değil ama okuyucu! Gerçek olanından .. Böyle okurken içinden birşey akıp gidecek... "Keşke" diyeceksin... "Keşke bende birgün bunu hissetsem.." Noldu canın çekti di mi? hehehe:))) Ben sana hissettirecem işte merak etme... Bundan tevekkeli komikliği bir kenara koymuş, konsantre olmuş yazıyorum kaç gündür... Yayınlamıyorum ki sizde unutun bu dana adamları, madonna kadınları diye..:)) Doğru zamanı bekliyorum, o zaman sıkıcam son kurşunumu.. :))  .... Ama gel görki düşünüp taşınınca birde okuyucu da bastırınca; bari yumuşak girişler yapayim dedim.. Trafik aşklarını yazacağım önce..:))

Erkekleri korkuttuğu sürekli dile gelen ben, arabaya bindiğimde bir şekilde bu korkuçluğumundan soyunuyorum... Dana ekibinin beni en zararsız ve savunmasız bulduğu yer trafik..:)) Trafikte benden korkmayı bırak, hastalar bana:)))) Niye? Bunu hala araştırıyoruz..:) Çocukken çok araba, top, tüfek, silah oynadım ben... Belki kan çekiyordur ordan..:)) Düşündükçe gülüyorum... Bu erkek kısmı vallahi kırmış kafayı..

cadde bostan sahil yolu...
Günlerden cumartesi öğleden sonra.. Malum... Cadde de, sahil yolu da tampon tampona. Caddenin çekilmez bir yer olduğunu düşünen ben kendimin ne işi var hele bir de trafikte.. Orası kayıp bilgi.. Neden çalışmıyorum o gün? O da muamma! Sahilde trafik hiç kıpırdamaz olunca, caddeye çıkmak için soldan bi yerden sokağın birine dönüyorum...  Dönüyorum ama sokak her yerden daha şenlikli.. Neyse araba kullabilme yetimle vazgeçip, bir şekilde tekrardan sahile kıvrılıyorum... Ordan sağ, burdan makas güzelce bir shortcut keşfedip, kendimi en nihayetinde cadde üstünde buluyorum... Biliyorsun bir makas sana peşinde en az bir çift araba olarak geri dönecektir..Dönüyorda...Kötü olan arabalar tanıdık.. Yani birisi diğerinin kankası... Birisi seni gözüne kestiriyor, bir diğeri sadece sıkıştırmak için eşlik ediyor... Tabii gerekirse canım.. O kadar da dana değiller yani!
İddialı değilim ama camlar kapalıyken şöförün kadın olduğunu anlayamama ihtimalin yüksek benim arabamı gördüğünde... Fena araba kullanmam... Öyle sıkıştırma, kaldırıma yaklaştırma numaralarını da genelde yemem...  Teslim olurum en kötü..:) Arabam çizilecek falan diye frene de basmam... Sıkıyorsa gelsin çarpsın... O zaman yüzyüze tanışırız hem... tabii hala yiyorsa :))) Yiyorsa diyorum çünkü bu danalar arabadan inince bütün o özgüven, şişik ego patlar... (Dikkat çeken bir arabadan veya motordan indiğinde hala özgüvenliyse zat-ı muhterem, o zaman canımı yesin.. Benim lafım onlara değil!) Neyse biz inmedik tabii.. Ama cadde trafiğinde na yapıp edip malum arabayı yanıma yanaştırmayı başardılar... Düşün bakim nasıl bir adam var içinde?..  Hayal gücünü kullan... hehee:))
Beyaz gömlekli, kirli sakallı  ve tıfıl..(şu erkek kısmında en sevdiğim şeydir kirli sakal... kurtlar vadisinden fırlamış vari danalarda değil tabiii..:) Tıfıllığı yaşından değil... Burda olsa da sayfanın içinden çıkıp konuşsa ... Anlıyacaksın... Hem kel, hem fodul olanlar vardır ya.. Tam o hesap yani... Hehehe:)) Arabadan insin, rüyalarda bile buluşamayız:)))) Yanlış anlama! O korkar..
Yanıma yanaşınca camı indirsene diye işaret ediyor.. İndiriyorum bende... Dedim ya kaçış yok.. Trafiğin ortasında daha fazla rezil olmadan, hızlıca başından atacan artık çaresiz..
dana:"Nasılsın?"
yase: "iyiyim.."
dana:"adını sorabilir miyim?"
yase içiden; tabii arabamı belledin... Plaka ortada zaten....Adımı da söyleyim.. Hatta yetmez TC kimlik numaramı da vereyim... Töbe töbe..
dışından; "öğrenme .. o da bana kalsın .."
dana: ısrar ediyorum..
yase içinden; hıh; bu laf kanıma dokundu bak şimdi... Alllam ya:)) Madem ısrarcısın hemen bahşedicem adımı..hehehe:)))
.. binlerce şükür trafik açıldı bir nebze .. İlerleyebildim birazcık.. Ama, buda arkama geçti bu sefer.. Gerçekten nerdeyse tamponu tamponumda gittik bir süre.:) sonra tekrar yanıma kaydı..diğer arabadan da destek alıyo tabii..Benim gibi bir başına değil ki..Birini atlatsam, ötekine takılıyorum... zaten birini bile atlatamadım bu arada.. Yanlış bilgi olmasın...
dana:  makas attın yarışacaksın ama...
Bende cevap yok..
yase içinden; ben sana makas atmadım... Trafiğe makas attım bir kere... Deki sana attım hem; nereye yarışacaz kör dana?
bu sefer dışından;" Trafik kıpırdasın da vazgeçtik yarıştan" hehehe (en yapmacık gülüş)
dana: "Nolur adını söyle ya?"
yase: anlamadımki arkadaşım ne istiyorsun sen? ne olabilir yani?  kendi arabamdan inip seninkine mi binicem.? Töbe töbe..
dana: yok ya tabii ki de dil.. rahatsız etmek istemedim... hani muhabbet ederdik..
yase içinden;İnna ateyna kel kevser... sanki de trafikte hep bu şekilde gidiyo... Etrafla muhabbet ederek.. Hay allam güler misin? ağlar mısın?
..."ettik yeteri kadar, peşimden çekilirsen artık ayıp oluyor."
dana: tamam peki. aşık oldum ben sana ama. bir daha karşılacağız.. unutma bu dediğimi!
yase; fesüphan allah... ezberimi bozuyor bunlar benim artık.. al işte.. bu da başıma emonsiyonel dana...:)))  ya da.... du bakiim... romantik dana... yeni bir türr:))) hehhehe:))

sen söyle allah aşkına... trafikte iş çıkartan var mı? bu neyin zorlaması artık? kafayı kırdın deyince de kırmadım diyorsun.. kırık doğdun o zaman! inna ateyna kel kevser....:))))

the y.a.s.e.

6 Nisan 2010 Salı

şanş

....hehhehe:)) Hava güzel ya, keyfim yerinde... Daha yazmadan gülmeye başladım bugün:)) Sen de gül okuyucu... Hem bak gülmek mutluluk hormonunun daha fazla salınmasına sebep oluyor.. Ne kadar mutluysan, şansın da o kadar açık olur.. Aşşk neyim çalar kapını birden bire... Güzel olmaz mı? Nerden bilecen? Şanş..:)) Benden söylemesi... Yine sen bilirsin tabii...:)) Kadın erkek ayrımı yok bugün.. Beni güldürenleri karalicam, belki sen de gülersin diye...:))
("Şanş"; Dilek Önder'den alıntı bir kelimedir, bilen güler zaten... bilmeyen de okusun, gülsün:)))

Salondan....
....Yine bir pazartesi.. Spor salonu tıklım tıkış... Ganj kimin..:))  (biliyorsun; tüm haftasonu ye, tek pazarteside yak promosyonu var.. Bahar gelince başlıyan hani...:)))))
Ağırlık antremanı yapıyorum hızlı hızlı, hiç oyalanmadan...Kimselere takılmadan.. Birtane adam yaklaşıyor yanıma.. 50li yaşlarda...
 "Pardon, birşey soracam.."
(En deli olduğum şey, antreman yaparken birisinin birşey sorasının gelmesi... Göz teması kur-mama, hiç kimseyle konuş-mama rekoru kırdım salonda ama buna rağmen bana bile kitlenen kitleler var:))
Kapatıyorum aypodu; "Dinliyorum, sorun.."
"Siz sabahları da sahile geliyorsunuz, di mi?"
"Hı hı." (en kestirme cevaplar, en kısa muhabbet için, ama nafile...)
"Paten kayıyorsunuz, görüyorum ben sizi.. Bravo vallahi... Sabah paten akşam salon."
"Hı hı."
"Dans eder gibi kayıyorsunuz, çok zarif.. izlemeye doyamıyorum.."
(içimden; Ulan asılıyor mu bu heriff bana, yoksa ben mi fesatlık ediyorum? Düpedüz izliyorum seni diyor.. Allah bilir izliyorum derken ne kastettiğini! ..  Gerçi pekte zararlı görünmüyor ama.. Bilemedim ki.. Sert yapim mi yapmayim mi?)
"Hı hı.." (yerli yersiz "hı hı" demekte tehlikli esasen..)
"Ağırlıkta çalışıyorsunuz valla tam sporcusunuz.. Yok belli zaten... (Belli zaten derken birde benim gözüme baka baka, baştan aşağı tekrar birkez daha süzüp; onaylıyor beğenisini tabii, dana! sonra devam ediyor lafına...)
"Vallahi "madonna" gibisiniz maşalllah...Nazarım değmesin.."
(tüm soğuk tavırlarım, karizmam, sert yapim mi acaba sorgulamam o saniye bitti... :)) Patladım gülmekten çünkü.. Resmen infiale uğradım... Dambıl elimden düştü... Ben bu kadar gülünce adam bozuldu, gitti.... Allah selamet versin gerçi.. Niye bozuldu onu bilemedim... "Git kardeşim başımdan" desen; gitmez haa, yapışır sakız gibi... Antreman gülmekten yalan oldu o ayrı... Ama hem güldüm, hem yorulmadan adamın ipini çekmiş oldum....hehhehe:)))) Salonda bir bu isim kalmıştı bana takmadıkları.. O da oldu; Madonna:)))
Madem ben Madonnayım, peki sen kimsin? Tüyman:))) Hadi de ki; sen Madonna'yı aldın... Ben seni napicam? Hiç mi insafın yok be Allahsız adam..:)) Töbe töbe.. Adamı zorla havaya sokuyorlar..:)))

Poliklinikten...
Pazartesi karmaşası... Randevular üst üste... Erkek-kadın bir dolu insan görüyorum.. İnsanlar kilo konusunda nasıl bu kadar mantıksız? Hergün onlarcasıyla uğraştığım halde alışamadım... Hele üst sınıf! Okumuş, yazmışlar.. Haftalık mizah dergisi çıkarttıracaklar bana az kaldı... Sordukları, inandıkları, beklentileri.. Hepsi mi Alis kıvamında olur... Koskoca holdingleri, bütçeleri yönetir, iradesini yönetemez.. Yönetememesini anladım, tamam. Ondan yardım almaya geliyor zaten.. Ama idrak. İdrağına noldu? O neden hep kapalı? Gerçeği algılamama formatında. Borsayı anlıyor, takip ediyor da... Ne yemiyeceğini ya da ne yapacağını anlamıyor, ağzını takip edemiyor... Para verince göbek bırt diye gidecek sanıyor hala.. Ya da benimle bir defa görüşünce 10 kilo birden eriyecek.. Ancak buz erir senin o göbeğe biçtiğin sürede güzel kardeşim:))) Nasıl olacak o? Hoca mıyım ben? Senin vücudunun ortasındaki çıkıntı da en haşmetlisinden bir göbek değil.. Toz konmuş sanki oraya... Bir üfliyeceğim, puf uçacak.. Alla alla:))) Sen hiç mi birşey yapmayacaksın.. "Aynı hızla yemeye devam et, çatlayıncaya kadar hatta ve sakın ama sakın ne olursa olsun yerinden kıpırdama. Reçete budur!" Bunu söylettirmeye çalışanlar var bana yaa.. Bak vallahi abartmıyorum...! Birisinin acil sabır hapını bulması lazım! Ben sana söylüyorum işte...Amaaa eğer bi çıksın...Tek tek kendi elimle yutturacağım cemil cümlesine... Ya da muska yazmayı öğreneceğim artık..  Belki tutar...:)) Mektebe gidince olmuyor bu iş... Bir mutlu olmak için, bir de zayıf olmak için herkes mucizenin peşinde... :)) Sen istediğin kadar oku, bazen olmuyor işte...:)))

Hayattan..
....Erkeklerin en sevdiği şeylerdendir... Kızlarla arkadaş olmak.. Öyle normal arkadaşlıktan bahsetmiyorum ama.. Hemen atlama "bal gibi olur!" diye...Benim dediğim; "yakın arkadaşlık":)))... "Saldıray usulü dostluk".. Arkadaş olsunlar ama aynı zamanda da çılgınca sevişsinler.:))) Sorumluluk, sadakat derdi yok....Kız fena değilse hele tadından yenmez.. Hem hala özgürsün, bekarsın hemde abaza değilsin... Kızın senin hayatındaki adı ise; "arkadaşım..." Tek çırpıda söyleniyor.. Bak bir söyle!.. Hastayım yaa hikayeye... :))) Komiiiiiiik!! Yüzünü ekşitme! Her kızın başına gelir.. Dinleee..!! Gelir gelir amaaa... Akıllıysan sadece birkez gelir..  Abartma sende! Zaten ondan sonra da erkeklerle arkadaş olunmayacağını bilir.. Aslında kabul eder... :))) Özellikle de güzelse..hehehe:))))))
 Şaka mısın? Sen de... Sen de... Hem adama, hem kadına söylüyorum... Hiç arkadaş arkadaşı şaapar mı afedersin? Sen Aslı.. Burcuyu görünce de kalbin ağzına geliyor mu? Ya da Burcuyla buluşmadan önce de iç çamaşırı alışverişine gidiyor musun? Eee arkadaşsınız yaa... Mesala Oğuz, Ahmetle de arkadaş... Ahmet'e de dokunmaya bu kadar hevesli mi? Hayır sen dedin ya, samimiyetten yapıyor diye.. Ee Ahmetle de samimiler.. Ben ondan söylüyorum... :))) Allah aşkına yanlış anlama...:)) Dalga geçmiyorum bi dur ama yaa... Merak ediyorum, eleştirmiyorum... hehehee:)))
Yaa, bırak! İki tarafta inkar eder durur.. Adamın işine geldiği için, kız da adamı korkutup kaçırmamaya çalışıtığı için..:))) Korkak erkek mi olur be! Beni yeme bari! Ben sana söyleyim cesurca; o işten bir cacık olmaz..Aç gözünü salak Aslı, vazgeç!.. 
En sonunda vazgeçecek... Üzülmeee..! Tabii ki başka arkadaş bulacak Oğuz...:))))))) Eee hani senle de sadece arkadaştı, neden hırslanıyorsun şimdi? hehhee:)) Sen söyle: Züleyha, Saldıray'a "Abi" dediği halde arkadaş olabildiler mi? Saldıray hep kırlarda sevişecekleri günü beklemedi mi?:)) Ee olamadı işte.. Hazır yapılmışı var.. Deneme yapma, arkadaşım:))) Oğuzla sen olmazsınız, kabul et! hehehe:))) Birşey daha; Oğuz kimseyle olamaz, olurmuş gibi yapar.. Seninle de arkadaşmış gibi yapmıştı ya..Ama aslında seni şey yapmıştı.. Neyseee.. Öyle işte:)) Zaten Oğuzdan bi  b..k olmaz.. Rahatla!:)))) Her koşulda sen kazandın.. Tamam..:))))

son dakka ilavesi: Bugün Hillside'da saçma ötesi cardio party yapılırken karanlığı fırsat bilip, ağırlık antremanımın yazılı olduğu kartı çalan, ben kartı göremeyince onlara sormak yerine antremana devam ettiğim için ise arkadaşına bağra bağra hakkımda; "Dilsiz oolum bu kız, kesin bi problemi var bunun!" diyen salak! Ne diyim ben sana? Problemli tek şey senin beynin.. Dilsiz olabileceğim bile aklına geliyor da, seni görmemezlikten geldiğim hiç aklına gelmiyor... Mal! Benim problemim mal sevmemek, ne yazık ki... Adımı soracak cesaretin yok ama, kartımı çalıp ismime bakacak cesaretin var değil mi? Dana!
Işıklar açılıpta, kartı bulunca yine çok güldük ama... İnkar edemem.. :))))

yazarın notu: isteyen üstüne alınsın... çokta fifi....
yazarın notu2: yazarı bahar mı çarpmış? kim çarpmışş?? :))))

the y.a.s.e.

5 Nisan 2010 Pazartesi

sindirella

.....tıklım tıkış dolu içimm..  ne yazacağımı da hiç bilmiyorum...
....çocukken de bana böyle olurdu.. doğum günü partisi bitipte herkes dağıldı mı hüzün kaplardı içimi.. kafam karışırdı.... hala aynı.. sanki sindirellayım.. doğumgünü günü saat gece onikiyi vurdu mu bir haller olur bana... büyüyünce birde kendi partini terkediyorsun ya; işte bana en ağır gelen o.. çocukken herkes gitse de, parti bitse de ben kalırdım.. annem olurdu yanımda hem.... o kadar yalnız hissetmezdim.. hüznüm dağılırdı.. şimdi partiler bitti mi hep ilk önce ben ayrılıyorum sonra da daha aylarca göremiyoruz birbirimizi.. hep ben gidiyorum ama yine de terkedilmiş hissediyorum.. sonsuz bir kaybolmuşluk korkusu alıyor aklımı.. kaç yaşıma girersem gireyim, hala hep annem de annem.. hiç kimse "o" olamaz.. olmasın zaten..  büyümedim sanki.. . iyiki bana can vermiş..  iyiki "onun" canından kopmuşum.. hep söyler; "Ben hayatta olduğum sürece sen büyümiyeceksin, ne zaman ben giderim işte o gün büyüdüğünü hissedeceksin.. Keyfini çıkar bunun.." bişey olmasın sakın, hep ışıl ışıl baksın... parti bitse bile hep benimle kalsın... canım annem..

yazarın notu: yazarın hala kendi seyrinde yazabilmesi için, aklında yer açması lazım geliyor.. hüzün çıkacakki aradan; fırlamalık, yaratıcılık dolsun...


the y.a.s.e.

1 Nisan 2010 Perşembe

KAAÇÇÇÇ!!!!

Canım okuyucu... Şimdi kendilerini kaydettirmeseler de beni okuyan çok fazla erkek kimse var.. Gizliden irtibattalar benimle...  Bazıları varki hele; karda yürüyor, izini belli etmiyor(!) Okumadan duramaz ama biliiyorum.. Neyse işte; artık yetişemez oldum cevap yazmaya... Tabii ben böyle erkeklere giydirince, onlar da bana yazıyorlar çatır çatır... Kadınlar da şöyle böyle diye.. Haklılar.. Hangi kadınlardan sakınacaksın onu yazacağım bugün.. Bunlar, dişiler için bile tehlikeli... Uçurumun açılmasında en az Recep kadar suçlular çünkü... Dolayısıyla sende nasiplen Dişi Kişi.. Sanma ki; erkekleri kayırıyorum... Kadınım ben, mümkün mü bu? :))

Hadi bakalım buyrun okuyun Testosteron Beyler, işte size sakınılacak liste;
Saçını fönletti diye 3 gün yıkanmadan pis pis yağlı saçlarıyla gezenler..
(Temizlik duygusu olmayan kadının içi de pistir ki sen değil, cemil cümlen baş edemez...Kaaçç!!!)

Kandilde, bayramda dini içerikli, mübarek mesajlar atanlar.
(Herşeyden önce (kalbini) vermez, verse de evlenmen lazım gelir..  Ayrı dünyaların insanlarısınız siz kabul et. Uzatma. Hem akşamları da çıkamaz onlar. Dedim ya dünyalarınız farklı.:))

Elini cebine hiçbir koşulda atmayanlar.
(Yemeğe çıkarttığın kadına herhalde para ödetmiyeceksin dana olma hemen! Ama, o da seni yemeğe davet etsin... Ya da sinemaya, tiyatroya, kahveye ne bilim.. Cebinde akrep olmasın yani.. İliğini kemiğini sömürür sonra söyleyeyim. Gelip ağlama bana. )

En yakın arkadaşıyla çıktığın halde seninle beraber olmakta sakınca bulmayanlar.
(Diyim sana; senden sonra da senin adamları sıraya sokar, hiçbir sakınca görmez. Haa benim mezhebim geniş diyorsan.. Buyur.. )

Sen ikincisin diyenler.
(@Dişiler: Birinin iştahını kaçırmak istiyorsan eğer herhangi bir sebepten, şahane bir replik. hehehe:))) Adamlar en çok buna deliriyor, farkedince ama..)
(@Testosteron: Leb demeden leblebiyi anla! Bunu diyen kadından hangi pozisyondaysan hızla uzaklaşş! Hakkaten ikinci olsan bile, bundan bir halt olmaz!! Amaaa yeni bir kadınla tanıştığında da, kendi dana arkadaşlarınla "Abiii birinci el ya, sıfır" muhabbeti yapmayacaksan eğer... Biliyorsun senin "tertemiz, birinci el" muhabbetin, "ikincilik"ten çok daha tarihi!)

Somut anlamda Meryem Ana olan ama her konuda sozsuz yaşanmışlığı olanlar.. Yani her haltı yemiş bi onu yememiş olanlar....
(Bu grup varya "ben aslında erkeğim" deyip; beni bile kandırabilir, bırak seni.. Felaket yalancıdır.. Öyleki kendi bile bilmez artık ne gerçek, ne yalan... Offf saykodur bunlar.. Sağlam sayko hemde... Annesi babası onlardan birisi de saykodur... Konjenital.. KAÇÇÇ, arkana bakmadan:))

 Verir vermez (kalbini) sana ne kadar aşık olduğunu, seni nasıl sevdiğini anlatanlar.
(Artık tamam, olgun, olmuş kadınlar önce aşık olur, sonra kalbini verir. Aşık olmazsa da kalbi, ciğeri, dalağı bir yana bırak, günahını vermez sana... hehe:))) Bu verince (kalbini) aşık olanlar, aba altından sopa gösterir aslında. Sana itraflarının sebebi de "ayağını denk al, bak seni sevdiğimi de söyledim artık" gibisindendir. İçten pazarlıklılardır yani. Hin olurlar ki sen yapamazsın.. Bırak, git!

 Boşuna dememişler zaten kadının düşmanı yine kadındır diye... Bir dolu sır verdim di mi.. Ama artık bu garipcikler de öğrensin, yemesin bu numaraları yaaa.. Günahtır! İnsanlık adına! Biliyorsun devamımız için testosteronda gerekli :)))

yazarın notu: okuduğunu biliyorum tabii.. sen bilmiyorum sansan da... ama sıkılma sen.. oku!

the y.a.s.e.