26 Ocak 2010 Salı

bebeklerimin babası

Salondaki  deri koltuğa gömülmüş, ağzında hınzır bir gülümsemeyle düşünüyordu.. Buralara ait değildi sanki o an.. Kucağında öylece duran laptopa davrandı birşeyler yazacakmış gibi.. Vazgeçti sonra.. Çok tuhaf birşey oldu.. Daha önce hissetmediği birşey hissediyormuş gibi ürperdi.. Hani insan güzel bir rüya görür ya..  Tam uyanmak üzereyken zorlar kendini, uyanmasın diye.. İşte öyle.. Düşünmeyi bırakamadı, olanları yazmaya kıyamadı sanki..

Bugünden vazgeçti.. Dünü tekrar yaşamak için.. "Takvim dünden yarına atlasa ya da hep dünde kalsa!" dedi içinden..

Yüzü parlıyordu.. Gözleri ışıl ışıldı.. Yine öncelerde gezintideydi besbelli! Tam karşısındaki  koltukta oturmuş, gözlerini dışardaki kara adeta saplayarak bakan genç adama takıldı bir an gözleri... Heyecanlı görünüyordu.. Huzursuz bir heyecandı sanki.. Sıkıntı verenlerden.. Geri döndü kendi gezintisine...

Yaşına göre oldukça dinçti bedeni. Hala uzun sayılırdı. Çok sade ama bakımlıydı ve hala çok eğlenceliydi. Düşünürken de yaşamaya devam ettiğin herşey gerçektir dedi içinden.. Gerçek olduğunu bildiğin şeyin peşini bırakmamalı insan! Miyadı dolsa, vakti yetmese de ahirette bile olsa düşmeli peşine! Hisler hakikiyse eğer, seninle mezar taşına da gelir, toprağın altınada...
Ne diyorsun yani evleneyim mi onunla? Kiminle evlenmen gerektiğini sen bile bilmezken, ben nasıl bileyim? Hayattan ne bekliyorsan, seninle beraber onu bekliyebilecek olanla veya sana onu verebilecek olanla evlen.. Para bekliyorsan zengin olanla, mutluluk istiyorsan seni mutlu yapanla, aşk arıyorsan aşık olduğunla, eğlenmek istiyorsan eğlenceli olanla.. Ya hepsini istiyorsam? O zaman en önemlisi hangisi? Yani nasıl sıralama yapmalı? Hepsini istiyorsan.. Sana diyebilirim ki; hepsi diye birşey yok.. Ne istediğini bilmiyorsan eğer, aramayı bırak! Düşünmeye başla! Düşünki, ruhun dinginleşsin önce.. Hazır değilsen senin hazır olmanı bekliyecek olanı bekle sende. Sen nasıl karar verdin evlenirken peki?

Tekrar yüzü aydınlandı.. Yanakları al al oldu.. Ağzında yine o muzur, hınzır gülümseme belirdi..

Onunla evlenmeye karar vermedim aslında.. Hep istedim onunla evlenmeyi ben.. İçimdeydi yani onunla evlenmek, aklımda değil! Çocukken bile.. Çocuk aklı işte.. Saf saf ilişkilerin evlenmekten ibaret olduğunu sanarsın ya çocukken.. "Evlenecez onunla, soyadımız aynı olacak" derdim.. Utanarak söylüyorum ama kendi soyadımın hiçbir önemi kalmazdı onunkini aldığımı aklımda kurduğumda.. Onun yatağını istedim ben.. Bebeklerini.. Onun hayatının benimkine yakın olmasını istedim.. Bazı akşamlarda olsa beraber yemek yiyelim, beraber uyuyalım istedim.. Onu istedim ben.. Mantıksızca, hesapsızca, menfaat olmadan.. İnsan bu kadar teslim gerektiren bir adama aşık olunca zaten, düşünmüyor hiçbir şeyi.. Seçenekler kalmıyor.. Salakça atlıyorsun.. Para, pul, eğlence, sevgi matematiği kalmıyor.. Hepsi olsa da, hiçbiri olmasa da ben zaten mutlu olurum onunla diyorsun.. Benim aşık olduğum adam, baba oldu. Dede oldu. Öldü toprak oldu.. Ben hala aşığım.. Ölünce yine kavuşacağim ona.. Bırakmam başka kadınlara.. Çapkındır o.. Hep çapkındı.. Sever kadınları.. Kadınsız duramaz bilirim... Mutlu olsun da nasıl istiyorsa öyle dursun..

Sadece o olunca aklımda, dün de bugün kadar önemli.. Sadece o olunca aklımda, anın tadı eşsiz.. Sanki o andan başka zaman dilimi yok onunla..

Tek bir adam var aklımda bakınca bebeklerimizi yüzünde gördüğüm.. Kızımın gözlerinden bile daha parlak gözleri olan tek bir tane adam.. İşte onu bulunca, sıra sana akınca..

....Yaramaz gülümsemesi bütün yüzünü kapladı.. Sımsıcak, ateş gibi..

the y.a.s.e.