7 Haziran 2010 Pazartesi

TahsiL-at

Yapılan araştırmalara göre çiftler ayrıldıktan sonra ne kadar çirkinleşirlerse duyguları o kadar taze demekmiş… Hediyelerini geri isteyenler mesela… Hala senden vazgeçememiş yani haberin ola… Yani; ‘bitti ama ben seni hala seviyorum grubu’… İlişkisi bitiği halde sevenler, hırsından pisleşiyormuş… İşte slogan; “Ne kadar çirkef, o kadar âşık!” Hehehe:)

Kim araştırdıysa bunu:)

Bu ilişki olayı da, aşk meşk olayı da bok ben söyleyeyim size… İnsanı ne hallere sokuyor? “Seviyorum seni, geri ver aldığım fönü, ekmek pişirme makinesini, aypodu… Madem beni bırakıyorsun yar etmem elektrikli eşyalarımı yeni manitana lan! Hehehe:) Sanki ev almış!

Daha rezil bir durum olabilir mi acaba diye düşünüyorum… Hayır, kesinlikle olamaz:) O zaman benim fikrim geldi… Çıkarken beraber yaptığımız hiç bir şeyin fişini-faturasını atmayalım… Saklayalım… Hem sonradan talep edebiliriz hem de ele güne karşı aşk ile ayrılmış görüntüsü veririz böylece… Hehehee:)

Onca yenilen yemek, gidilen tatil, içilen şarap marap hepsini tahsil edebiliriz…

İşler bozulup, külahlar değişildi mi tahsilata çıkarmış herkes… “Olum Berk nereye koşturuyorsun öyle, maçı izlicektik?” “Abi bi tahsilata çıkayım 5 dakka… Birikiyo sona, zor oluyo, hemen geldim…” Hehehehe:)

Şaka bir yana bu erkek kısmısı, hem hediye almayı hiç bilmez hem de ayrıldıktan sonra bu gereksiz hediyelerin mevzusuyla seni muhatap eder… Defans yapmayın hemen… “Yooo benim hatun benim aldıklarıma hasta” diyorsan eğer… Ya senin hatun ne istediğini aba altından sana söylüyordur (sende çakmadığından, sahipleniyorsun boşu boşuna), ya da iyi rol yapıp seni yiyordur… Benden söylemesi… Doğru olan bu! Nasıl kadınların yön duygusu zayıfsa, erkeklerinde hediye alabilme yetisi zayıf! Yok hatta! İstisnalar da (varsa eğer) konu dışı…

Aldıklarının nerdeyse tamamı saçma sapan, seninle alakasız hediyelerdir… Tam atsan atılmaz, satsan satılmaz cinsinden… Sadece ve sadece soğuktan donmamak için giyeceğin bir kazak, kıro ötesi bir takı, çok pahalı ama neye yarar onu bile tam kestiremediğin bir ev aleti… Zorla sana taktırtmaya çalıştığı ama hem hiçbir zaman takmayı düşünmediğin hatta ve hatta şeklini bile hiç beğenmediğin bir tek taş… Say say bitmez…

“Hiç fırfırlı bluz giydiğimi gördün mü sen benim aşkım?”

“Hayır.”

“Eeee niye aldın o zaman bunu Sarp?”

“Offf Pelin. Bir şeyi de beğen yaa… Modaymış, tezgahtar kız yok satıyoruz dedi… Dünyanın parasını verdim hem!” Cevaba bak işte… Tezgahtar kız bana hediye seçecekse niye hediye alıyorsun dana! Birde her şey bir yana kazıklanırlar...

Ayrılınca da hediyelerin peşine düşer bunlar… Aklında listeler… Listeye ne gerek var? Gel bak, evde hepsi ayrı bir köşede duruyor zaten! Tek tek, ayrı ayrı birer zevksizlik abidesiler… Erkekler bilse hediye alamadığını da… Ve almasalar keşke… Hiç beğenmediğimiz halde beğenmiş gibi yapmak zorunda kalmasak bizde...

Hikayenin daha kıl tarafı; nerdeyse hiç birini beğenmediğin, koyacak yer bile bulamadığın bu eşyalar sonradan mesele olur… Sağlığında verdiği rahatsızlık yetmez, rahmetli olunca da huzur vermez…

İşte o gün geldiğinde... Geri istediğinde… Pahalı olan bir hediyeyi numune seçecektir… O iğrenç hediyeleri kabul etmenin verdiği hırs, sinir, nefret ve ayrılmanın verdiği aşkla (:)…Hepsini eksiksiz... İtinayla topla… En sağlam çantaya koy… Üşenme git kapısına… Önceden renk vermeden… Sakince yaklaş… Sonra…
 En beklemediği anda... At kafasına... Muhteşem bir surat ifadesi…:) Eşsiz… Hani buzlu Jack’i dikersin ya kafana… Önce cayır cayır yakar sonra kafanı bin beş yüz yapar… Cennetteymişsin hissi verir… İşte ondan…

Yazarın notu1: Hiç yaptım mı?

Yazarın notu2: Bir tanesi hizmetçi aracılığıyla istemişti… Hem eşyalarını, hem de hizmetçiyi kafasına attım… Kadın da zayi oldu… Yakın zamana kadar da totomdaydı hala dana… Oradan da attım…

Yazarın notu3: Kutsal kadınlardan birinin söylediği gibi “Deveye diken, insana !!!ken…. İlk merhamet eden kaybeder… Şeytan azapta gerek! Hiç unutma…

Yazarın notu4: Şeytanınız bol olsun…

Yazarın notu5: Bu pahalı katagorisindeki hediyeler var ya... Sakın geri vermeyin... Danalar midesizce bu hediyeleri bir sonrakine hediye ediyor... İade etmeyin ki kırılsın bu zincir... ... Elbet her kadın bir dananın "sonraki "si olur çünkü...




the y.a.s.e.

4 Haziran 2010 Cuma

Ps: PS...

Beleşçiler… Allah topunun burnundan getirsin üstüne yatıp vermedikleri eşyaları… Hassasım bu konuda… Aslında beleşçilikten değil de tam olarak… Daha çok kalan eşyadan medet ummak… “Eşyalarını almaya gelir nasıl olsa” ya da “ben bırakırım” hesabı… Yine acınası bir arabesk yani… .Çok hak eder, eşeklik yapar, sen de atarsın çöpe! Onu anlarım da… Hem sen danalık et, hem de pisleş sonra… Yuhh!!!

Mal-mülk beyanı yapmak lazım ilişkilere girişmeden önce… Yoksa cemil cümle don gömlek kalacağız en sonunda... Hayır, finansal kısmını da geçtim, bu durumun bir de emonsiyonel kısmı var… Sana ait bir şey sonuçta… Bir bağ var… Birde illaki geri verilecek şeyler var ya… İnsaf! Mesela; play station… Ps, koz olarak kullanılmaz ama… Üstüne yatılmaz! Günah! Çarpılır insan! Çarpılasıca!
Bu durum her şeyden önce fair play’e aykırı … Ne olmuş olursa olsun… Ha at parçala, yine saygı duyayim… Hadi atmaya kıyamadın, tek başına oyna bari… Çaktırmadan… PS partisi verip, dana arkadaşlarınla turnuva düzenlemek nedir ya? O evi basıp, Ps’i paramparça edip parça parça monte etmek lazım her birine tek tek… Patlar inşallah bir gün oynarken...

Ya da otopark kumandası… Ne yapacaksın otopark kumandasını anlamıyorum ki… Hayır, bu sefer bunu gidip yöneticiye falan anlatmak gerekiyor… O kısmı pis. Tehlikeli sonuçta… Apartmandaki onca insanın arabası var o otoparkta... Senin için artık yabancı olan birinde gittin kumandayı unuttun zaten salak gibi… Bu yetmezmiş gibi, birde yüzünü kızartıp istedin… O da; “tabii yollarım ben sana” deyip geri vermiyor… Sonra nerde kumanda? “Gel al ya istersen, yollayamadım!” Dana işte! Sorumluluk sahibi bir apartman sakini olarak ister istemez huzursuz oluyorsun… Tabii bir de saçma sapan bir yalan atıp, yalancı… Onca insan senin X-dananın katır inadı yüzünden kumandayı değiştirmek zorunda kalıyor… Yazar kimliğimle yöneticiye en yaratıcı hikâyeyi yazarım, 35 daireyi kumandayı değiştirmeye ikna ederim… Seni de buradan rezil ederim… Yeter o sana! Okumaya devam et! Daha çok başrol oynatacağım sana… Ayağına gelip alacam kumandayı bekle kuzum…:)

Anahtar var bir de değil mi? Çok üzgünüm kızlar bunu savunmayacağım… Siz ne vereceğinizi şaşırmışınız artık! Kalbini vereceksin sadece… Ayrıca o da şart değil yani:))! Verme anahtarını kardeşim. Dana sonuçta! Ya da boş bulunup verdin diyelim… Ne geri iste, ne de bekle ki geri getirsin… Değiştir kilidi, olsun bitsin… Yok, “her 3 ayda bir kilit değiştiriyorum o zaman” diye sızlanıyorsan da; beter ol! Sana müstahak! Ağlama bana…

Bir de hediyelerini geri isteyenler var… Sırada onlar var…

Yazarın notu: Eşin, dostun, onun, bunun, rahmetlilerini (leşlerini mi deseydim:) yazıyorum… “Beni ne zaman yazacaksın Yase?” diye sorma… Ya da söyleyeyim Pınar’a; bir helva kavurup, fatihanı okutalım tez elden…

Yazarın notu 2: Herkes pek bir merak ediyor… Derleme bunlar… Gözlem, öngörü, hayal, gerçek ne dersen… Aynı seni tarif ediyorsam veya seninkini; benim hayal dünyam geniş, panik yapma hemen… :)





the y.a.s.e…

2 Haziran 2010 Çarşamba

Cool'um sanan kıllar

Küsenler…
Bunlar, en komik olanlar biliyorsunuz… Yani bence… Malzeme bitmez bunlarda çünkü… “Malzeme producer”…hehee:) Hem sürekli saçmalık üretirler amaa çok aşırı “cool” olduklarını düşünerek tabii… Hem de; herkesin kendilerine karşı çok mantıklı ve hassas davranmasını beklerler… Niye? Mikemmel derecede salakta millet, bi sen mi akıllısın? Alla alla...
 Aslında ondan değil de… Kendilerini vazgeçilmez sandıklarından…

“Cool” değil de pek bi “banal” buluyorum ben bunları… Bir ara böyle ıssız mıssız adam ayağına “cool” olur kimin oldular, bir anda moda oldular gibi oldu ama sonra çıktı iplikleri pazara. Sadece “komik” oldular… Niye mi komikler? Hisli olurlar bunlar çünkü… Komik komik hislenirler ama... Küserler mesala gizlice… Gizemlidirler ya, gönül koymaları da gizemli olur…:) Senin dediklerine hislenir, hırslanır, sinirlenir, yani kabul eder aslında ne halt olduğunu, hak verir sana ama yine de küser.. Senden kötüsü olmaz! Peki…:)
Hemen strateji değiştirirler sonra... Birilerine bağlanmışlar, artık değişmişler gibi yaparlar… Yani; “Ben aslında hep böyleydim” demeye getirir… “Sen bilemedin yani kıymetini!” Ya da sen haketmedin!” Hehehee:) Hı hı.. Oldu bebeğim… Herkese değil, yutana yapacaksın bu numaraları… Yoksa; yutmadığı gibi kimisi, sana yutturur birde maazallah:)

Kendini “cool” zannedenlerin genel özellikleri;

Genellikle bakımlı olurlar. Ama öyle metropol erkeği kıvamında değil… Kulak memesi kıvamında gibi daha tanımsız… :) Conconlu yane.. Dikkat çekecek her şeyi yapmak isterler… Yaparlarda… Yakıştırırsın da… Ama ilk 3–5 ay... Bayar sonra bu oyun...

Bir yere ait hissedemezmiş gibi konuşur hep... Yani o buralara ait değildir, senin gibi…Senin gibi sıradan birisi değildir tabii ki de:)) Bir yere de gidemez ama… Sadece konuşup, seni de şişirir... Aydan geldi sanki… Haydan geldin, huya git o zaman… Hehehehe:)

Aslında sakin görünürler hep, seviyeli ve medeni… Ama hep biriktirir, faiz bindirir, işler durur hesabını… Bir de pisleşince gör sen onu! Medeni cool! :)

Herkesle süper geçinir. Kadın-erkek. Yalnız kalmak en büyük fobisidir çünkü. (Dost canlısı olduğundan değil yani…) Zaten hiçbir dostunun kıymetini de bilmez… Dostları bir süre onun kıymetini bilirler… Yatmamayı başardıkları arkadaşları kalmışsa tabii... Sadece yamuk olanlar yani:) İşe yarar-dişe gelirleri hızla harcarlar:))

Devamlı yedeklerler.. Genç, yaşlı, güzel, çirkin, vasat, zengin, fakir... Farketmez... Hepsinde senin göremediğin birşey görüyor, anlamadığın birşey yakalıyor ya.....Nerdeyse inanası geliyor insanın..:)))   Kazonovalıktan değil işte.. Özgüvensizlikten... Hemde acınacak derecede güvensizdirler.. Birtanesinin gitme-bitme ihtimaline karşın elllisini birden haremler ki kendi kendine kalmasın... Hep ilgi alaka alsın...

"Onlar geliyor bana" derler bir de... "Birşey yapmama gerek yok, etrafım etle örtülü!"..Tabii... Mıknatıstırlar adeta:)))) Çekim alanları çok kuvvetlidir... Her santimetreye 5 boncuk bıraktıklarından illaki bu boncukları toplayanlar olur... Normal! :)))

Yattığı her kadından/adamdan alınacak bir şey olduğunu savunur… Dolayısıyla herkesle yatar… Doğru herkesten bir şey alınır da aynı anda değil tabii… Çüşşşş!
Bu da özgüvensizlikten... Ne birisine dayamadıklarından ne de dayanılmaz olduklarından…

Mütemadiyen aldatmaya çalışırlar… En azından mental olarak… Hep diken üstünde ol, sakın kendini özel hissetme diye... Bulunmaz hint kumaşı ya bunlar, ucuza gitmek istemezler.
Gitmezler de… Adamların en beteri, kadınların en çingenesi denk gelir, layığıyla bir fiyat çeker bunlara… Ya da en kılıbık adamı, en kişiliksiz, en kolay kadını bulurlar… İtsen, atsan bile gitmeyecek, geri gelecek olanları… Hep kendini sevsin, ne yaparsa yapsın, ne olursa olsun kabul etsin diye… Kapının önüne koymasın diye… Şimdi sen söyle; Cool mu bu? Kıl mı? :)

Yazarın notu: Geri döndüm… Soranlara, duyurulur… Hep kayıttaydım da… Nadasa bıraktımdı kendimi, topluyorum hasatı artıkın:)



the y.a.s.e…