Kim araştırdıysa bunu:)
Bu ilişki olayı da, aşk meşk olayı da bok ben söyleyeyim size… İnsanı ne hallere sokuyor? “Seviyorum seni, geri ver aldığım fönü, ekmek pişirme makinesini, aypodu… Madem beni bırakıyorsun yar etmem elektrikli eşyalarımı yeni manitana lan! Hehehe:) Sanki ev almış!
Daha rezil bir durum olabilir mi acaba diye düşünüyorum… Hayır, kesinlikle olamaz:) O zaman benim fikrim geldi… Çıkarken beraber yaptığımız hiç bir şeyin fişini-faturasını atmayalım… Saklayalım… Hem sonradan talep edebiliriz hem de ele güne karşı aşk ile ayrılmış görüntüsü veririz böylece… Hehehee:)
Onca yenilen yemek, gidilen tatil, içilen şarap marap hepsini tahsil edebiliriz…
İşler bozulup, külahlar değişildi mi tahsilata çıkarmış herkes… “Olum Berk nereye koşturuyorsun öyle, maçı izlicektik?” “Abi bi tahsilata çıkayım 5 dakka… Birikiyo sona, zor oluyo, hemen geldim…” Hehehehe:)
Şaka bir yana bu erkek kısmısı, hem hediye almayı hiç bilmez hem de ayrıldıktan sonra bu gereksiz hediyelerin mevzusuyla seni muhatap eder… Defans yapmayın hemen… “Yooo benim hatun benim aldıklarıma hasta” diyorsan eğer… Ya senin hatun ne istediğini aba altından sana söylüyordur (sende çakmadığından, sahipleniyorsun boşu boşuna), ya da iyi rol yapıp seni yiyordur… Benden söylemesi… Doğru olan bu! Nasıl kadınların yön duygusu zayıfsa, erkeklerinde hediye alabilme yetisi zayıf! Yok hatta! İstisnalar da (varsa eğer) konu dışı…
Aldıklarının nerdeyse tamamı saçma sapan, seninle alakasız hediyelerdir… Tam atsan atılmaz, satsan satılmaz cinsinden… Sadece ve sadece soğuktan donmamak için giyeceğin bir kazak, kıro ötesi bir takı, çok pahalı ama neye yarar onu bile tam kestiremediğin bir ev aleti… Zorla sana taktırtmaya çalıştığı ama hem hiçbir zaman takmayı düşünmediğin hatta ve hatta şeklini bile hiç beğenmediğin bir tek taş… Say say bitmez…
“Hiç fırfırlı bluz giydiğimi gördün mü sen benim aşkım?”
“Hayır.”
“Eeee niye aldın o zaman bunu Sarp?”
“Offf Pelin. Bir şeyi de beğen yaa… Modaymış, tezgahtar kız yok satıyoruz dedi… Dünyanın parasını verdim hem!” Cevaba bak işte… Tezgahtar kız bana hediye seçecekse niye hediye alıyorsun dana! Birde her şey bir yana kazıklanırlar...
Ayrılınca da hediyelerin peşine düşer bunlar… Aklında listeler… Listeye ne gerek var? Gel bak, evde hepsi ayrı bir köşede duruyor zaten! Tek tek, ayrı ayrı birer zevksizlik abidesiler… Erkekler bilse hediye alamadığını da… Ve almasalar keşke… Hiç beğenmediğimiz halde beğenmiş gibi yapmak zorunda kalmasak bizde...
Hikayenin daha kıl tarafı; nerdeyse hiç birini beğenmediğin, koyacak yer bile bulamadığın bu eşyalar sonradan mesele olur… Sağlığında verdiği rahatsızlık yetmez, rahmetli olunca da huzur vermez…
İşte o gün geldiğinde... Geri istediğinde… Pahalı olan bir hediyeyi numune seçecektir… O iğrenç hediyeleri kabul etmenin verdiği hırs, sinir, nefret ve ayrılmanın verdiği aşkla (:)…Hepsini eksiksiz... İtinayla topla… En sağlam çantaya koy… Üşenme git kapısına… Önceden renk vermeden… Sakince yaklaş… Sonra…
En beklemediği anda... At kafasına... Muhteşem bir surat ifadesi…:) Eşsiz… Hani buzlu Jack’i dikersin ya kafana… Önce cayır cayır yakar sonra kafanı bin beş yüz yapar… Cennetteymişsin hissi verir… İşte ondan…
Yazarın notu1: Hiç yaptım mı?
Yazarın notu2: Bir tanesi hizmetçi aracılığıyla istemişti… Hem eşyalarını, hem de hizmetçiyi kafasına attım… Kadın da zayi oldu… Yakın zamana kadar da totomdaydı hala dana… Oradan da attım…
Yazarın notu3: Kutsal kadınlardan birinin söylediği gibi “Deveye diken, insana !!!ken…. İlk merhamet eden kaybeder… Şeytan azapta gerek! Hiç unutma…
Yazarın notu4: Şeytanınız bol olsun…
Yazarın notu5: Bu pahalı katagorisindeki hediyeler var ya... Sakın geri vermeyin... Danalar midesizce bu hediyeleri bir sonrakine hediye ediyor... İade etmeyin ki kırılsın bu zincir... ... Elbet her kadın bir dananın "sonraki "si olur çünkü...
the y.a.s.e.