4 Haziran 2010 Cuma

Ps: PS...

Beleşçiler… Allah topunun burnundan getirsin üstüne yatıp vermedikleri eşyaları… Hassasım bu konuda… Aslında beleşçilikten değil de tam olarak… Daha çok kalan eşyadan medet ummak… “Eşyalarını almaya gelir nasıl olsa” ya da “ben bırakırım” hesabı… Yine acınası bir arabesk yani… .Çok hak eder, eşeklik yapar, sen de atarsın çöpe! Onu anlarım da… Hem sen danalık et, hem de pisleş sonra… Yuhh!!!

Mal-mülk beyanı yapmak lazım ilişkilere girişmeden önce… Yoksa cemil cümle don gömlek kalacağız en sonunda... Hayır, finansal kısmını da geçtim, bu durumun bir de emonsiyonel kısmı var… Sana ait bir şey sonuçta… Bir bağ var… Birde illaki geri verilecek şeyler var ya… İnsaf! Mesela; play station… Ps, koz olarak kullanılmaz ama… Üstüne yatılmaz! Günah! Çarpılır insan! Çarpılasıca!
Bu durum her şeyden önce fair play’e aykırı … Ne olmuş olursa olsun… Ha at parçala, yine saygı duyayim… Hadi atmaya kıyamadın, tek başına oyna bari… Çaktırmadan… PS partisi verip, dana arkadaşlarınla turnuva düzenlemek nedir ya? O evi basıp, Ps’i paramparça edip parça parça monte etmek lazım her birine tek tek… Patlar inşallah bir gün oynarken...

Ya da otopark kumandası… Ne yapacaksın otopark kumandasını anlamıyorum ki… Hayır, bu sefer bunu gidip yöneticiye falan anlatmak gerekiyor… O kısmı pis. Tehlikeli sonuçta… Apartmandaki onca insanın arabası var o otoparkta... Senin için artık yabancı olan birinde gittin kumandayı unuttun zaten salak gibi… Bu yetmezmiş gibi, birde yüzünü kızartıp istedin… O da; “tabii yollarım ben sana” deyip geri vermiyor… Sonra nerde kumanda? “Gel al ya istersen, yollayamadım!” Dana işte! Sorumluluk sahibi bir apartman sakini olarak ister istemez huzursuz oluyorsun… Tabii bir de saçma sapan bir yalan atıp, yalancı… Onca insan senin X-dananın katır inadı yüzünden kumandayı değiştirmek zorunda kalıyor… Yazar kimliğimle yöneticiye en yaratıcı hikâyeyi yazarım, 35 daireyi kumandayı değiştirmeye ikna ederim… Seni de buradan rezil ederim… Yeter o sana! Okumaya devam et! Daha çok başrol oynatacağım sana… Ayağına gelip alacam kumandayı bekle kuzum…:)

Anahtar var bir de değil mi? Çok üzgünüm kızlar bunu savunmayacağım… Siz ne vereceğinizi şaşırmışınız artık! Kalbini vereceksin sadece… Ayrıca o da şart değil yani:))! Verme anahtarını kardeşim. Dana sonuçta! Ya da boş bulunup verdin diyelim… Ne geri iste, ne de bekle ki geri getirsin… Değiştir kilidi, olsun bitsin… Yok, “her 3 ayda bir kilit değiştiriyorum o zaman” diye sızlanıyorsan da; beter ol! Sana müstahak! Ağlama bana…

Bir de hediyelerini geri isteyenler var… Sırada onlar var…

Yazarın notu: Eşin, dostun, onun, bunun, rahmetlilerini (leşlerini mi deseydim:) yazıyorum… “Beni ne zaman yazacaksın Yase?” diye sorma… Ya da söyleyeyim Pınar’a; bir helva kavurup, fatihanı okutalım tez elden…

Yazarın notu 2: Herkes pek bir merak ediyor… Derleme bunlar… Gözlem, öngörü, hayal, gerçek ne dersen… Aynı seni tarif ediyorsam veya seninkini; benim hayal dünyam geniş, panik yapma hemen… :)





the y.a.s.e…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder