Anne olmak cok menem birşey buna kimsenin bir itrazı olamaz....Lakin doğru zamanı beklemek lazım...."Etraftaki anneler, babalar, teyzeler, halalar, komşu teyzeler, yaşıtdaş çocuklu arkadaşlar dürtüyor; "aaa hadi ama artık, bak tohuma kaçacaksın,vallahi" diyor diye değil, gerçekten istendiği, fizyolojik ve psikolojik açıdan tam olarak, anne olmaya yeterli olunduğu düşünüldüğü zaman ..Ve gerçekten isteniliyor diye....
Ee bu iş tek başına da olmuyor malum......İş üremeye gelince de, beynini bırakıp kadınlık dürtülerinle "eeeh yetti gayrı!!! ben artık anne olmak istiyorum...hormonlarım ayağa kalktı resmen....içgüdüsel birşey bu karşı koyamaz oldum!!!" diye ortalığa dökülüp; ilk denk gelenle, seni istemeyenle, hazır olmayan bir erkekle, en kolay olanla yapmak olmaz tabii...Malzemeden çalmıyacaksın, aceleye getirmeyeceksin, bu işi...Seve seve, tadına vara vara, sindire sindire, itinayla yapacaksın, yapacaksın ki imalat hatası olmasın...Mühim bir üretimdir yaptığın farkına varacaksın..!!!
Bu bebeler, her geni annesinden almıyacak şüphesiz....Elmaya, armuta da benzemiyecek..Hatta anlaşılmaz bir şekilde daha fazla babalarına benziyorlar, sanki erkekler daha fazla gen aktarıyorlar....Kadın hazır olsa da bu sefer ürenebilecek ve seni isteyen bir adam bulmak şart...
"Bu adam kendi ne ki, bundan bir iki tane daha yapıp topluma, fırından yeni çıkmış, taze taze ikram ediyorsun Hanım Abla? " modeli bebeler yapmamakta bilinçli bir vatandaş davranışı....(tabii hala bilinçli kesim üreme isteği içinde ise!) ....İşte burda kadınlara çok iş düşüyor..Kadınlık doğurmak değil, doğurmakta anne olmak değil...Evet doğru; taşıdın, doğurdun, emzirdin, yedirdin, içirdin, baktın, giydirdin....vs, vs....
Annelik bu da olmamalı...Ahkam kesiyormuşum gibi olmasın ama ortalık deli doldu artık biri buna bir dur desin....Çocuk doğurmakla bitmiyor, doğurduktan sonra da o çocuk bir tek senin olmuyor...Sen bir insan yetiştirebilecek misin bakalım?.....Birde onu düşünmek lazım...Herkes çift olarak çocuk yapıyor, tek olarak bakmaya çalışıyor....Ondan sonra salla elini çarpsın bir manyağa..Zararlı manyaklar, zararsız manyaklar.... Cins cins .....
Hayatta bir kadın ve bir de erkek rolü var...Tamam, doğa böyle varolmuş hiç bir itirazım yok buna...Kadınların eli daha fazla evin üstünde olmalı, ona da tamam...Ne demiş atalar; "yuvayı dişi kuş yapar"... Erkek daha fazla yuvasını doyurmayı hedeflemeli...Buna da pekiii...
Peki, pekii de....Bu erkek çocukları; babaların hayalet olduğu evlerde, kocasından şikayetçi, öfkeli, subjektif, tatminsiz, mutsuz, nemrut, adaletsiz annelerin elinde mındar olmaz mı dersiniz???
Niye bu adamlar zaten kadınların elinden çıkmayken; "erkekler marstan, kadınlar venüsten" gelir oldu bir anda...? Niye bu kadınlar oğullarına tapıyor, oğulları için kanının son damlasına kadar herşeyi yapıyor da, kocalarına sürekli dırdırlanıyorlar..? Ve ya neden aynı şeyi kaynanaları da kendi oğullarına yapınca dellenip sinir krizleri geçiriyorlar??
Niye bu kadınlar için, kocaları kendileriyle, çocuklarıyla, evleriyle ilgilenmeyince bu çok büyük bir kabahatte, eşşek kadar adam olmuş ama hala baba evinde yaşayan oğullarının arkasını toplamak, her fırsatta bütün testosteron kankalarını eve doluşturduğunda, topunun peşinden pervane gibi dönmek, hizmette sınır tanımamak, izzet-i ikramda kusur etmemek, "annelik"??
......"Kayınvalidelere yemeğe gittik geçenlerde şekerim....Ozan'ı göreceksin... Ayol bir şımardı,annesini görünce, bir kaprisler falan, anlatamam...Annesi de bir hoş, utanmasa koskaca adamı kucağına alıp kendisi yemek yedirecek, o kadar yani...İkisine de gıcık oldum..."
Sen sevmedin kocanın validesini tamam, peki senin oğlanın hanımı seni sevecek mi?? Şöyle soralım ya da; Niye bu kız evlatlar, elbet birgün büyüyor, gelişimini tamamlıyor, sorumluluk alıyor, kendi çoluğu-çocuğu, kocası yetmedi, anasına, babasına, ona buna yetişiyor da, erkek çocukları bir türlü büyümüyor??
.........Bilinen bir deyişle "Erkekler çocuktur, alttan alacaksın, vs....vs....??? Niye çocukluk; kız çocukları için büyüme döneminin
6-13 yaş arası bir evresiyken, erkek çocukları için bitmek bilmeyen hayat boyu devamlılığı olan bir süreç?
Bu fevkalade anneler, oğullarını; immatür, doyumsuz, kararsız, tembel, sorumluluk almaktan ödü patlayan, sevgi arsızı, pişkin, simbiyotik birer canlıya dönüştürdüğünü farkında değil sanırsam?
Daha da komik olan bu simbiyotik canlı imalatçıları, senaryo; "müstakbel damatları" hakkında yazılacağı zaman bir anda feministin feministi, en ateşli kadın hakları savunucularına dönüşürler...Gülmemek içten değil....Ama pardon, senin oğlan Hazreti soyundan gelmeydi di mi?
Diğer oğlanlar da, öyle işte..... Bir adamın sperminin atığı, sümük gibi aynı, değersiz.....Dolayısıyla senin paşazade soyundan gelme kızına prensesler gibi davranacak, kendinden bile daha iyi bakacak, inanılmaz sevecek, saygıda kusur etmeyecek...Hayat müşterek zaten falan, falan ...
Di mi???..!!!! Hııı hı, şüphesiz....!!
Bugüne damgasını vurdu atalar.."İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batıracaksın..." Kadının en büyük düşmanı kadınlar, erkekler bu savaşta figüranlar ....."
(Haşaa atasözü değil, nacizhane nevi şahsımın kabul görmüş bir sözü...)...
Herkes açsın kulaklarını sadece bir kez sölüyorum, "kadınlar da masum değil!!!!"
.....Böyle sayıp sayıp, bırakıp gidecek değiliz tabii ki de, devamını bekleyin....
the y.a.s.e.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder