10 Kasım 2009 Salı

İnce Belli Çay Bardakları

Birde özür dileyenler var….Durmadan, yılmadan özür diler bunlar…. Bir şeyi düşürür kırar özür diler, seni kırar özür diler, bağırır özür diler, döver özür diler, söver özür diler, sorar özür diler….Tutarsızca ve manasızca diler de diler… Sen kabul etmekten, ya da reddetmekten bıkarsın, bunlar af dilemekten bıkmaz. … Aslında bir özür kredisi verilmeli bu cinse toptan, o sayıyı tüketince de yol verilmeli…Yanlış anlaşılmasın sakın, erkeklere atıfta bulunmuyorum, bu cinse mensup sayısız kadın da var ki tahammül ötesi….Yordamsızlık hepimizin virüsü oldu..

Erkeklerin yüzeyselliğine, vurdumduymazlığına, nezaketsizliğine, detaysızlığına, hadi tamam da, kadınlarınkine değil ya…Erkekler düzeleceği yerde bakıyorum da kadınlar zıvanadan çıktı….Kadınlar erkekleşti….Nasıl olacak o zaman??? Bundan gayrı özür öküzleri gibi mi yaşayacağız..?? İnsanoğlu hata yaparda, hayatını hatalardan yapmaz herhalde…Ya da nolur yapmasın….Selahattin Duman bir yazısında bahsetmişti; “eskiden çayı ince belli küçük bardaklarda içerdik, bir harmonisi vardı bardakla tabağının, şıklığı, bir kendine haslığı vardı, şimdilerde ise hiçbir kıvrımı, zarafeti olmayan kupalarda içiyoruz çayı” diye...Kendisi her ne kadar kadınların son yıllarda fiziksel olarak çok fazla değiştiğine, irileştiğine değinmek istemişse de, ben bu atıfı mecazi anlamda değerlendirmiş ve “Kadınlarda aynen çay bardaklarının uğradığı değişimden nasibini alıyor sanki, her geçen gün naiflikten, narinlikten, nezaketten hızla uzaklaşıyorlar” demek istediğini düşünmüştüm… Kendi zihnimden geçeni, onun kaleminden çıkmış gibi anlamam, aklımın bana oynadığı bir oyun muydu? Algıda seçilik mi? Yoksa yansıtma mı? …. Çağdaş, modern, eğitimli, genç bir Türk kadını olan ben, çok sinirlendim kendime, haksızca ve ukalaca buldum bu eleştirimi, hatta inceden bir saldırı olarak değerlendirdim kendi fikrimi…. Şimdilerde yerden göğe hak veriyorum yine kendi düşünceme, kalbim sızlayarak…Erkekleri içten içe paylayarak izlerken, kendimi; biz kadınların kaba, çirkin, itici, agresif tiyatro oyununu sahnede yönetirken buldum…Ben dahil cümlemiz, inanılmaz bir şekilde erkekleştik…Sahne var, oyuncular var, ama roller tamamen birbirine girmiş vaziyette….

Hayat gerçek anlamda demokratikleşmediği gibi biz kadınlar için, birde iyiden iyiye kimliksizleştiriyor sanki…Erkek bozması ruhlarımız, kadın kıvrımlı bedenlere sıkışmış kalmış çoğu zaman….




Güçlü olurken mi onlara benzedik? Güç sadece erkelere mi ait yoksa dedikleri, istedikleri gibi? Yada kadın tipi güçlenmeyi mi öğretmeliyiz kendimize zorlada olsa, beynimiz karşı gelse bile? Aptala yatıp, akıllı hamleyi yapsak, bilsekte bilmiyormuş gibi yapsak, aba altından sopayı sallasak, olur mu acaba? Çarpışmak yerine, kadınsal cilveler ve hilelerle erkekleri mi salaklaştırsak?



Napsakta hem kadın kalsak hem de güçlü olsak?

the y.a.s.e.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder