Halkımla kocaman vatan topraklarında bile dirlik içinde yaşayamazken, aynı metrekarelerin içinde belirli bir süre hapsolmak... Düşününce bile fenalık basıyor... Ama bazen binmek lazım geliyor işte. Ayrıca o kadar çok malzeme çıkıyor ki, arada bir sabır taşını yutup, katlanmalı...
^^^Kadının teki, ellerinde poşetler, son anda, dar atıyor kendini motora... İstikamet Üsküdar-Beşiktaş... Cumartesi akşamüstü...Kapıya en yakın yerde genç bir adam, yanında ben, benim yanımda yaşlı bir amca oturuyoruz... Çocukcağız, girenler kendine çarpmasın diye bana doğru özür dileyerek biraz yanaşmıştı...Dolayısıyla koltuğun ucunda bir karışlık bir boşluk kaldı... "Yarım dünya" diye tabir edebileceğimiz şişman teyze, poşetlerini üzerimize döke saça , yarım dünyasının bir yarısı çocukcağızın üstünde, çocuğun çeyreği benim üstümde, ben yaşlı amcayla bütünleşmiş bir halde bulduk kendimizi...
yase: "Yuh, yok artık" diyerek sessizliği bozar...
kadın: Noldu rahatınız mı bozuldu?
yase: Bu ne pişkinlik teyze? (bu arada kadın ancak 35 yaşında, ama şişman ya, ağır diye öyle çıktı ağzımdan spontan olarak) Biz size yer mi verdik? Kalkarmısınız lütfen?
kadın: İnsan bir yer verir...
yase: Alla allah.. Kendinizi resmen üstümüze attınız, böyle yer mi istenir?
yaşlı adam: Hasbinallah!!! Hanım kalksana yahu çocukların kucağından...
kadın: Amca sen oturmuşun tabii, rahatın yerinde...
yaşlı adam: Terbiyeli konuş hanım... Al şu elmanı da...(elma dedeye fırlamış bu arada:)
çocuk: Üstümden kalkarmısın lütfen?
kadın: Alla allah... Ben oturdum artık buraya. Rahat değilsen sen kalkarsın...
yase: Yahu biz niye size yer veriyoruz ben onu anlamadım? Bizim kadar gençsiniz, hamile bilmemne değilsiniz... Töbe töbe..
çocuk: Kibarca bir kez daha söylüyorum, kalkın bacağımdan...
yaşlı adam: Kızım görmedin mi motorun dolu olduğunu yavhuu? Madem oturmak istiyordun, 5 dakika sonra kalkan motora bineydin... Ne diye atladın buna? Yaresülallah, sen beni günaha sokma!
çocuk: Kalkmıyacağım yemin ederim... Madem sen bu kadar aymazsın, evli barklı kadın benim gibi genç bir adamın kucağına oturmaktan rahatsız olmuyorsun.. Buyur otur o zaman.
kadın: (Hızla ayağa kalkarak;) Hösstt!! Ne biçim konuşuyorsun sen?
yase: Esas biçimsiz davranan sizsiniz.. Bu ne geniş mezheplilik be! Susim diyorum ama çatlatıyorsunuz insanı...(bu arada nerdeyse vardık)
kadın: Amaaaann, amma da konuştunuz be! Tamam kalktık, alın tepe tepe oturun....
yaşlı adam: Hay yarabbim, sen beni şeytana uydurma...
yase: (içinden;) Lan bu adam, töbe etmiş bir katil neyim midir, nedir?? sürekli allahla konuşuyor... Bir kaza çıkmadan ineydik şu motordan...
çocuk: (yaşlı adama dönerek;) Dayı sakin ol, allah ıslah etsin ablayı...
*Bu arada motor yanaşır...
kadın: Allah sizi ıslah etsin be, manyahhlar! (Bindiği hızla kendini dışarı atar. Aslında iskeledeki görevli adamlardan birinin kucağına attı desek, daha doğru!!)
görevli adam: Çüşşş be hanımefendi, kucağıma atlasaydınız!
yase: (içinden;) çüşş be hanımefendi, bu yazılsın muhakkak...:))))
çocuk: Abicim bu ablanın bir atlama durumu var, bize de atladı... Sinirlenme, boşver...
(bana dönerek;) iyi günler...
yase: Hoşçakalın..:))
^^^^İstanbul-Eskişehir trenindeyiz... Cumartesi öğleden sonra... Hava mis, güneş camdan nasıl içeri giriyor ıp ılık..Tıkır tıkır giden trende, cam kenarı koltuğumda yayım yayım yayılmış gazete okuyorum, sıkılınca kitabıma geçiyorum... Uyku gözümün kökünde, okudukça ve güneş üstüme vurdukça nasıl mayışıyorum, nasıl keyfim yerinde anlatamam... Sağımdaki ikili koltukta genç bir kadın, 5 yaşlarında hiç susmayıp beni deli eden bir kız çocuğu ve minik kızın dedesi olduğunu tahmin ettiğim yaşlıca bir amca var... Baktım annesi de sürekli ikaz edip zapt etmeye çalışıyor veledi, birşey diyemedim... Kulağımda aypot, okurken içim geçmiş... Uykumdan bir anda sıçrayarak uyandım... Tepemde bu yer cücesi, gelmiş kulaklıklarımı kulağımdan çekiyor, saçımla beraber...
yase: (en delirdiğim şeylerin başında gelir, uyandırılmak... zaten uykusuz bir insanım, dolayısıyla çocuk mocuk gözüm görmez)
"Ne yapıyorsun evladım? Ahh.. Dur çekme çocuğum... "
*Bu arada annesi kaplan gibi atılarak kızı çekmeye davrandı... Kadın kızı çekiyor, kız da benim saçımı... Kız nasıl bağrınıp, tepiniyor sanki ben onun saçını çekiyorum...
yase: Yahu durun hanımefendi, çekmeyin kızı... Yav, bir dakika... Aaahh!!
kız: Ben dinleyeceğim ya, bana versin volkmeni...
yase: (içinden;) Ulan rezil oldum bütün trene... Şimdi tokatı basacam bitane bu yer bitine, bir tanede anasına... (bu sefer dışından;) "Tamam evladım bırak saçımı vereceğim.."
kadın: Ay çok özür dilerim hanımefendi... Kızım bıraksana ablayı... Aslııı!!!
kız: Bana versin, yaaa...(hala çekiyor saçımı, bu da dayanamadığım ikinci şeydir bu arada)
*En sonunda baktım ki bu zilliyi anası durduramıyor, ben de bunun saçına yapışmışım... Nasıl çekmişsem çocuğun saçını can havliyle artık, viyaklıyarak bıraktı benimkini..
yase: (saçını başını düzelterek, nefes nefese bir halde;) Ne biçim çocuk bu be!
Şu saçimin başımın haline bak... Hay yarabbim niye hep benim başıma geliyor bunlar?
kadın: Aslı ben sana ne diyim Aslı? Ömrümü tükettin.. Özür dile abladan hemen..
yase: Aman yok yok, istemez! İlişmesin bana yeter...
kadın: Tekrar özür dilerim.. Çok mahçubum, nolur kusura bakmayın...
amca: (bana dönerek;) Sende parmak kadar çocukla bir oluyorsun koskaca kız..
kız: (ağlamak ile böğürmek arası bir sesle;) Dedeee söle versin ya, bana versin!!
kadın: Bana bak Aslı, vallahi trendeyiz mirendeyiz demem, parçalarım seni şuracıkta... Zırlama, kes sesini artık!!
amca: Bak bu da çocuğa yükleniyo!!
yase: (içinden;) Ne çocuğu be, ayaklı zelzele mübarek! Bu dede de bunamış sanırsam.. Nah veririm aypodumu sana cadı!!
kadın: Baba sen de iyice azdırma şunu.. Senden yüz buluyor zaten!
*Aypodumu çantaya koyup, kitabıma geri döndüm.. Bu deli bebe de uyudu ağlamaktan kısa bir süre sonra.. Herkes rahata erdi.. Benim de içim geçmiş yine kitap okurken... Tren bir istasyonda durmuş, içeri simitçinin teki girmiş..Tam uykumun en tatlı yerindeyim, kulağımın dibinde çığıran simitçiyle zıpladım yine...
simitçi: (yanık yanık türkü söyler gibi bir sesle;)simiiiiiiid vaarrrrr.... Simidooo!!!
yase: Ne bağrıyosun kardeşim, ödüm patladı!! Alacak olan alır zaten..Alla alla...
simitçi: Napim abla, bütün dren uyuyo...
yase: Haaa bilerek uyandırdın yani.... Hay allahım sen aklımı koru! Tren değil, tımarhane!
kız: (yine zırlayarak;) Yaa anne ya, simit istiyorum ben..
yase: (içinden;) Hıh, bu canavar da uyanmış!
amca: Tamam dedem ağlama alırım ben sana.. (simitçiye dönerek;) Ver oğlum ordan dört tane. Offf amma koktu mübarek!
simitçi: Al dede.
amca: Bir tanesini hanım kızıma ver, üzdü bizim torun kızcağızı...
yase: (içinden;) Kesin silik dedenin kafa, demin ne diyordu, şimdi ne diyor? Neyse alim simidi de bu muhabbette uzamasın... (amcaya dönerek;) Teşekkür ederim amca.
amca: Afiyet olsun hanım kızım.
kız: (yine böğürerek;) Dede ya niye ona da alıyorsun yaaaa..
yase: (içinden;) Ayol bir lokmacık çocuk gıcık kaptı benden.. Deli midir, nedir?
amca: Kızım sus bakim, al ye simidini hadi...
*Yolculuğun kalan 2 saati bir arıza çıkmadan geçti çok şükür...Tren, Eskişehir'e varmış ve ben toparlanırken;
kadın: İyi günler hanımefendi. Anlayışınız için teşekkür ederim, tekrar kusura bakmayın..
yase: Size de...
the y.a.s.e.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder