13 Eylül 2010 Pazartesi

İzindeyiz Atam...Sen rahat uyu!

Günlerdir kitap okuyamıyorum… İçimde bir kıpırtı, rahat vermeyen bir huzursuzluk… Sabit duramadığımdan kitap okumak mümkün olamadı.

Günlerdir bir yere sığamıyorum… O kadar ki; planlamadığım halde son anda kalktım günübirlik Adana’ya gittim… Tebdil-i mekanda ferahlık vardır belki diye… İyi geldi sandım… Ama ertesi gün uyandım, aynı iç telaş…

Günlerdir sadece gazete okuyorum… Herkesi dinliyorum, her şeyi izliyorum günlerdir… Dinciler, demokratlar… Kim ne diyor? Neyi, neden savunuyor diye bakıyorum… Kendime söz vermiştim… Mümkün olduğunca az bakacağım gazeteye, televizyona diye… Paniğe kapılıyorum çünkü… İyimserliğimi kaybediyorum… Bir türlü duyarsız kalamadığımdan(!) içime taş oturuyor... Aklımı, benliğimi hüzün sarıyor sanki… Kin, nefret doluyorum günlerdir körlere, cahillere, okumuş eğitimsizlere…

12 Eylül 2010 günü referandum sonuçları ve milli maç mağlubiyeti ile Türkiye’de çok ağır bir darbe oldu... Atatürk düşmanı bakanların, gerine şişine Atatürk’ün hakiki Türk gençlerinden oluşan takımına destek vermeye gelmeleri, sahip çıkmaları kanıma dokundu… İçimi kuruttu…

Bu sabah uyandım ki o beni günlerdir yoran enerjiden geriye bir damla kalmamış… Omuzlarım çökmüş, beynim uyuşmuş… İçimi kocaman bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk kaplamış…

Günlerdir anlam veremediğim bu enerji 12 Eylül sabahının tükenmişliğine doğru gidermiş meğer…

Bir arkadaşımla konuşuyorduk sabah… “Abartıyorum belki de” dedim… “Diğer yandan Türkiye gerçeği böyle. Askerlik yapsan bilirdin. Doğu’da bambaşka bir ülke bambaşka insanlar var. Ben şaşırmadım bu sonuca“ dedi…

Askerlik yapmadım ama... Doğunun birçok yerinde bulundum, öğrenciliğim boyunca saha stajı yaptım... Urfa, Antep, Diyarbakır, Van, Erzurum... Hepsini gördüm, bilirim… Bilmekten de, görmekten de, insanlığımdan da utanıyorum sadece oralar adına... Ayrıca güneyde olduğu halde doğu kültürünün bir adim ötede olduğu bir yerde, büyüdük biz... Zaten ondan biz "Atatürk, yargı, hak, hukuk" derken bir takım aydın geçinen dangozlar "uçsuz bucaksız demokrasi, kahrolsun asker" diyor... AYM' i de, HSYK'yı da görmüyor gözü… Yemeğin içinden kıl çıktığını görmezlikten geliyor, yemeğe devam ediyor fanatiklikten... Ölmüş gitmiş paşaları çıkarıp yargılayacakmış totomun liberalleri… Ne diyelim... Ne büyük bir siyasi ideoloji, ne saygı duyulacak bir ileri görüşlülük!

Annesi ve babası dolayısıyla çocukluğunun bir kısmı darbeden nasiplenmiş bir Türk kadını olarak, en çokta liberal bozmalarına katlanamıyorum… Dünkü sonuçlar onların eseri… Demokrasiyi savunup, milliyetçi geçinip, vatanı, milleti, aklını satan kompleksli insanlar onlar! En aşağılık duygu olan kin duygusuyla geleceklerini de dün sattılar…

Türkiye, İran olmaz belki ama TURKİYE olmaktan çıkıyor gözlerimizin önünde. En üzücüsü de bu! Hızla düşünme yetisini kaybediyor ve kendini Amerika'nın kollarına atıyor... .Sonra birçok devlet için olduğu gibi Amerika bizim yerimize düşünmeye başlayacak… Biz sizin için en iyisini düşünürüz diyecekler… Her millete yaptıkları gibi kalifiye vatandaşları onlara taşınmak zorunda bırakacak, onlara çalıştıracaklar... Başta da o tabansız, liberalim diye geçinenler koşacaklar kucaklarına… Ülkeme de bir satılmışlık, bir de pişmanlık kalacak geriye. O zaman ara ki bulasın nerde Türklük, nerde özgürlük, vatan, millet…?

Milli maç bahane... Finale kalmak çok büyük bir başarı, tarifsiz bir gururdu zaten. Amerika gibi bir basketbol devine karşı mücadele etmekte... Ama Amerika’ya aynı günde 2 malubiyet beni felç etti… Manidar oldu yani... Geçici bunalımım ondan...

yazarın notu:

1.Maç esnasında referandum sonuçları belli olmuşken, kupa seremonisinde halk, tüm dünyanın önünde kendi cumhurbaşkanını yuhalarken… Yani vatan birbirine girmişken; Amerikalardan; ‘Kevin Durent was excellent, poor loserlık yapmayın” diye yorum yazarsan… Yazdığını da, kendini de sadece itici gösterirsin… Yorumunun gereksiz olduğunu söyleyince bana hakaretler yağdırmanın üstünde bile durmuyorum... Hiç şaşırtmadın beni. Ama feysbuktan statüne "Hayır" yazmakla; ne Atatürkçü olunuyor, ne de laik!

Ne demiş Atam; Uygarlık, hoşgörü ve saygı çerçevesinde hakkını savunabilmek ile mümkündür… Bunun üstünde dururum bak... Atatürkçülük, onun söylediklerini yapmakla, ilkelerini yaşatmakla mümkündür!… Dün sadece, senin uygarlık eşiğin üzdü beni... Yoksa benimle arkadaş olmaktan utanacak kadar beni geçebildinse eğer(!) bu beni sadece mutlu eder… Gurur duyarım… İnşallah tüm Türk halkı birbirini geçer...

2.Aklını çok beğendiğim birisinin söylediği gibi;
"Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunamıyormuş… İşte Türkiye’nin durumu da, referandumun sonucu da bu!"

3.İzindeyiz Atam….



the y.a.s.e.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder