14 Ekim 2010 Perşembe

Ağarlayamayacağın misafiri davet etme!

Ne yazacağım hakkında hiç bir fikrim yok. Fakat aşırı yazasım var. Kafam o kadar dolu ki taşıyamıyorum bugün. Belki yazarım da biraz hafiflerim diye yazim bari dedim...
Çok yoğun geçiyor günlerim. Oldukça yoğun ve performanslı çalışıyorum. Çokta memnunum bundan. Meşguliyet, benim gibiler için hayattaki en iyi terapi... Kendi halime bomboş bırakın yarım saat içinde kafamdan dumanlar çıkmaya başlar... Üretmeyince tüketirim çünkü ben...
Yoğunluk yararlı yararlı da eğer yönetebilirsen... Yönetebilmen içinde sana yardımcı olanlar olmalı. Hem özel hayatında, hem de iş hayatında yardımcı olacak insanlar. Niyeyse bana yardım etmek isteyen herkes fazladan bir sorun daha çıkartarak günlerimi tadından yenmez bir hale getiriyorlar...
Etrafım bir şeyi 40 kez söylemek zorunda olduğum sonra da yapmış mı ya da doğru yapmış mı diye kontrol etmek zorunda olduğum insanlarla dolu. Tabiiki de ahval-i şeriat bu olunca yoğunluk, terapik olmaktan çok hastalık olma rolüne bürünüyor. Günlerdir mide ağrısından müzdaribim. Midemin huzursuzluğundan bende de huzur kalmadı. Sanki dünyaları yemişim gibi bir sıkıntı, bir rahatsızlık. Bırakın dünyaları yemeyi, hiç bir şey yiyemez hale geldim. Stresten oluyor şüphesiz... Ya ben gerekli gereksiz herşeyi stres yapan biri oldum, ya da hayatımda ki stresi paylaşamaz biri... Herşeyi bir kenara bırakıp önce bu stresi yönetmeyi öğrenmek lazım. Hiç bir zaman 'eh işte olduğu kadar' diyebilen bir kimse olamadım ama durumum günden güne kritikleşiyor bence. 'Benim için şunu yapar mısın?' cümlesini kurduğum pek nadirdir. Buna annem bile dahil. Kurmuyorum çünkü sormama gerek olmadığını biliyorum. Genelde 'ben yaparım' derken buluyorum kendimi. İçimden veya sesli.  Belki hastalık benimkisi ama benim için herşey detaylarda. 'Özüne bak detaylara takılma!' diyenlere de kafa tutuyorum. Öze sahip olmak zaten zorunluluk. Esas olan; detayları görebilip tamamlayabilmekte. İşte birisi bana yardımcı olmak istediğinde de mühim olan; o işi beni mutlu edecek şekilde yapabilmesinde! Sadece istemesinde değil! Bu hakkıyla ağarlayamayacağın misafiri davet etmekten farksız benim için...

Yazarın notu: Çok doluyum bu ara çok... Aslında başkalarının çoktan yapmış olması gereken ama yapmadığı bir dolu şeyi anlatmaktan, öğretmekten fenalık geldi. Hazır yapılmışı hiç mi denk gelmiyecek bana ya!

the y.a.s.e. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder