6 Ocak 2011 Perşembe

Aaaa..!!! Evli değil! Daha da beteri çocuğu yok!

Birine yük olmaktan korkardı anneannem hep. Kimseyi aklen bile yormadan, kimseden bir beklentisi olmadan yaşadı tüm hayatını. Huy çeker derler ya işte. Evrene yayılsın bu dileğim; kimselere hiç bir manada yük olmadan yaşarım inşallah tüm hayatımı.

Fikrim sorulmadan beyan etmem, sitem etmem, taciz etmem, kafası karışık birisini daha da karıştırmam, destek olurum ama ben söylemiştim diye dürtmem. Üzgünse üstüne gitmem, üzdümse istemedendir. Kimse benim yüzümden zor durumda kalsın, daralsın istemem. Neden mi? Çünkü bana da yapılsın istemem. Bana uymasa da yargılamam kimseyi. Kimse de beni yargılamasın. Açıklamalar yoruyor beni, keyifsizleştiriyor çünkü...

Şu anki hayat görüşüm, kimseyle evlenmek istemediğim doğrultusunda. Çocuğum olmadan, statikocu olmak zorunda kalmadan, istediğim kadar adrenalin, istediğim kadar dinginlikle doldurarak hayatımı, tadını çıkartmak yolunda. Gün gelir de herkesin taciz ettiği doğrultuda bir hayat yaşamak istersem eğer, sadece "ben" öyle yaşamak istediğim için olacak. "Mümkün" olabildiğince...

Tacizlere kapıldımı insan kendi olmaktan çıkar. Bekarlar evlensin diye. Evlenenler çocuk yapsınlar diye. Çocuk yapanlar ikinci çocuk için.. İkinciyi yapanlar çocuklarına bakarken, yetiştirirken, eğitirken, karar verirken. Bir fiil taciz ediliyor herkes. Niyeyse herkes kendi hayatına yön vermek yerine başkalarının hayatını yönlendirmeye çalışıyor.

Annemi çok seviyorum... Fakat hiç istemediğim halde en olmadık zamanlarda Adana'ya taşınmamı mevzu etmesinden, beni evliliğe ikna etmeye çalışmasından, evli olmadığım halde çocuk yapmayı aklıma sokma planlarından, akademisyen olmam için sürekli beni dürtmesinden, eski ilişkilerimi bitmiş olarak değilde, elimden kaçırdıklarım gibi kabul etmesinden... Yani anne kimliğinin engellenemez güdüleriyle aramıza koocamaaan bir duvar örüp beni devamlı evermeye ve üretmeye çalışmasından tek kelime ile iğreniyorum. Çift kelime ile; aşırı iğreniyorum. Ve ayrıca hiç böyle yapmadığını savunması ve beni kendi kendimden şüphe ettirmesini ise; çok adaletsiz buluyorum...

 Ayrıca bunu yapan keşke sadece annem olsa.  Bari o annem. Bu konuyla pazardaki soğancı bile en az annem kadar ilgili. Evli olmadığım için acıyor bana. Çocuk yapmadığım için ise; kısır olduğumu sanıyordur her halde. Beter durumdayım yani pazarcı ahalisinin gözünde...

Bazen komik bu muhabbetler. Bazen tatlı. Ama her gün  bal yesen, o bile bir gün gelir tatlı gelmez değil mi?
Gül geç, üstünde durma diyenler var... Katılıyorum... Ama sessiz bir ortamda birisinin ossururmasına  ne kadar kayıtsız kalabilirse insan, bu yersiz dayatmalara da kayıtsız kalmak o kadar zor olabiliyor bazen... Gerçek bu!

Hayatta herkes için olmazsa olmaz tek bir şey var; sağlık.
Allah hepimize versin...
the y.a.s.e.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder